arka

28 Mayıs 2010 Cuma

SİMİT, TAM BUĞDAY UNU İLE YAPILMIŞ


Aynı tarifi önce annemle birlikte yaptık, çok ama çok güzel oldu. 1 hafta sonra misafirlerim için ben yalnız yaptım. Misafirler çok beğendi ama aynı şekilde kabarmadı. Nerde yanlış yaptım bilmiyorum. Azimliyim tekrar deneyeceğim. Fotoğraf annemin yaptıklarından.

1 su bardağı ılık süt
1 çay kaşığı kuru maya
2 yemek kaşığı pekmez
4 su bardağı tam buğday unu
1 yumurta
100 gr. oda sıcaklığında tereyağı
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tuz
1 su bardağı susam
üzeri için yarım çay bardağı pekmez

Maya, 2 yemek kaşığı pekmez ve 1 su bardağı tam buğday unu 1 su bardağı ılık süt içinde karıştırılır. Ilık bir yerde 1 saat mayalanmaya bırakılır.

Geniş bir kap içerisine 3 su bardağı tam buğday unu konur. Ortasına dinlenmiş mayalı karışım, yumurta, tereyağı, zeytinyağı ve tuz eklenerek yoğurulur. Orta yumuşaklıkta bir hamur elde edilir.

Hamurdan büyük yumurta büyüklüğünde parçalar koparılıp 20 cm boyuna gelene kadar elle yuvarlanarak uzatılır. İki uç birleştirilip bastırılır.

Yarım çay bardağı pekmez 2 yemek kaşığı su ile sulandırılıp geniş ve düz bir tabağa konur. Ayrıca susam da yine geniş ve düz bir tabağa dökülür.

Simit şeklindeki hamurlar önce sulandırılmış pekmeze bulanır, sonra da susam tabağının içine atılır. Bir kaşıkla üzerine bolca susam dökülür. Yağlanmış fırın tepsisinin içine dizilir.

Simitler tepsinin içinde yarım saat daha dinlenmeye bırakılır.

Önceden ısıtılmış 220 derecelik fırında 10 dakika pişirilir. Sonra fırın sıcaklığı 180 dereceye düşürülüp susamlar kızarana kadar 10-15 dakika daha pişirilir.

1 Mayıs 2010 Cumartesi

İNCİRLİ NESCAFELİ PASTA


Kayınvalidemden aldığım bu tarifi misafirlerim için ilk kez yaptım. Bundan sonra sık sık yapmayı düşünüyorum.
Servis esnasında muhallebinin üzerine dilimlenmiş çilek koydum. İncir ve çilek birarada olur mu demeyin, çok güzel oldu.


6 adet kuru incir (küçük doğranarak 1 bardak ılık suda bekletiliyor)
1 su bardağı iri doğranmış ceviz
1 su bardağı toz şeker
3 yumurta
1 su bardağı un
1 paket kabartma tozu

Şerbet için:
1 yemek kaşığı nescafe
1/2 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı soğuk su

Muhallebi için
2 yemek kaşığı nişasta
2 yemek kaşığı un
5 yemek kaşığı toz şeker
1 kg. süt
1 yemek kaşığı katı tereyağ

Yumurtalar ve şeker mikserle iyice çırpılır. İçine un ve kabartma tozu elenir. Ceviz ve incirler konarak karıştırılır. Yağlanmış borcam tepsisine konarak 150 derece fırında yaklaşık 40 dakika altı ve üstü iyice kızarana kadar pişirilir.

Kek ılınınca üzerine soğuk suda eritilmiş nescafe ve şekerli şerbet gezdirilir.

Muhallebi için nişasta, un ve şeker 1 litre suda koyulaşana kadar karıştırılarak pişirilir. 1 yemek kaşığı tereyağ ilave edilip bir taşım kaynayınca ocaktan alınır. Ilınınca mikserle 5 dakika karıştırılır. Kekin üzerine dökülür.

24 Nisan 2010 Cumartesi

LİMONATA, HEP BERABER LİMONATA YAPTIK

Eşimden tek limonla yapılan çok kolay bir limonata tarifi.  Az şekerli sevenlere. Daha şekerli sevenler şeker miktarını arttırabilir. Çocuklarla beraber yaptık. Çok eğlendik.

Büyük bir limonu bir gece önceden derin dondurucuya koyduk.

Ertesi gün bütün limonu rendeledik.

7-8 bardak suyu şekerin eriyebileceği kadar ısıtıp içine 5 yemek kaşığı şeker koyduk ve  büyük bir kavanozun içinde karıştırdık.

Biraz limon kabuğu ile 4 yaprak taze fesleğeni havanda dövdük. ( taze nane yaprağı da olur)

Hepsini şekerli sıcak suyun içine koyup karıştırdık.

Oda sıcaklığına gelene kadar ağzı açık, sonra da ağzı kapalı olarak buzdolabında 3 saat beklettik.

İnce bir süzgeçten geçirip servis yaptık. Süzgeçin üstünde kalan limon parçalarını kaşıkla ezmeyi ihmal etmedik.

Diğer bir yöntem de şeker eritilmiş sıcak suyu süzgecin içine konan rendelenmiş limonları kaşıkla ezerek üzerinden geçirmek. İşte bu yöntemin fotoğrafı...

Eşime göre bu şekilde limonun tadı suya daha iyi çıkıyormuş. Ama daha fazla uğraştırdığı kesin...


16 Nisan 2010 Cuma

ÇOCUK ŞARKILARI SÖZLERİ

Bizim çocukluğumuzun şarkıları bunlar. Pekçoğunun sözlerini yarım yamalak hatırlıyorum. Benim çocuklara öğretmek için tek tek internetten girip buldum, tekrar ezberledim. Bloğumda hepsi bir arada bulunsun istedim.

BAK POSTACI GELİYOR

Bak postacı geliyor selam veriyor
Herkes ona bakıyor merak ediyor

Çok teşekkür ederiz postacı sana
Pek sevinçli haberler getirdin bana

Bugün yalnız bu kadar, darılmayınız
Yarın yine gelirim, hoşça kalınız

Haydi git güle güle, uğurlar olsun
Ellerin dert görmesin, kısmetle dolsun...


TELEFONUN DELİKLERİ İÇİNDE

Telefonun delikleri içinde
Ufak tefek parmakları yüzünden
Bir bilseniz başımıza ne geldi
Küçük kardeşimin yüzünden
Babam yokken telefon eder
Bütün şehri arar rahatsız eder
Sayıları bilmez küçük yumurcak
Bilmeyiz ne zaman akıllanacak(2)

Bir bir sıfırdan itfaiye geldi
Bir bir ikiden doktorlar geldi
Bir beş beşden polisler geldi
Kızdılar babamı alıp gittiler(2)

Telefonun delikleri içinde
Ufak tefek parmakları yüzünden
Ah bilseniz daha neler çektik
Küçük kardeşimin yüzünden
Hiç akıllanmadı rahat durmadı
Telefonu karıştırdı yine oynadı
Hepimiz üzüldük olan işlere
Anlatayım isterseniz bende sizlere(2)

Bir beş beşden polisler geldi
Bir bir ikiden doktorlar geldi
Bir bir sıfırdan itfaiye geldi
Su sıkıp evimizi çok ıslattılar(2)...

(Oğlum bu şarkıdaki telefonun deliklerinin ne olduğunu anlamadı doğal olarak. Anlattım. Hatta eski tarz bir telefonda delikleri gösterdim. Eskiden numaralar böyle çevriliyordu dedim. "e peki anne bu telefonda çevirdiğin numarayı nerde görüyorsun " dedi. Önce anlayamadım, anlayınca dumur oldum.)


KÜÇÜK AYŞE VE ASKER

Küçük ayşe küçük ayşe ne yapıyorsun bana söyle
Bebeğimi seviyorum ona ninni söylüyorum
Lay lay lay lay lay

Küçük asker küçük asker ne yapıyorsun bana söyle
Tüfeğime bakıyorum palaskamı takıyorum
Rap rap rap rap rap

Küçük ayşe küçük ayşe ne yapıyorsun bana söyle
Bebeğime bakıyorum ona mama veriyorum
Lay lay lay lay lay

Küçük asker küçük asker ne yapıyorsun bana söyle
Kasketimi giyiyorum ben kışlama gidiyorum
Rap rap rap rap rap

İKİ İNATÇI KEÇİ

Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Hep huysuzluk inatçılık bu keçilerin suçu
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Büyük keçi demiş :
-Yol ver önce ben geçeceğim
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Küçük keçi demiş:
-Verirsem öleceğim.
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay

Tam köprünün ortasında iki keçi toslaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
İnsanların inatçısı kimbilir ki ne olur?
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay

BALTALAR ELİMİZDE

Baltalar elimizde
Uzun ip belimizde
Biz gideriz ormana hey ormanaaaaaaaaaaa
Yaşlı kütük seçeriz
Karşılıklı geçeriz
Testereyle biçeriz biz biçeriz
Ağacın yanında dur
Baltayı sağdan sola vur
Bide sol taraftan vur
Kuvvetle vur
Kışın odun yanınca
Alevler parlayınca
Şarkı söyler oynarız
Biz oynarız...


KESTANE GÜRGEN PALAMUT

Kestane, gürgen, palamut
Altı yaprak, üstü bulut.
Gel burda sen, derdi unut.
Orman ne iyi, ne iyi,
Aman ne iyi, ne iyi !

Dallar kol kola görünür,
Yaprak yaprağa sürünür,
Kışın karlara bürünür
Orman ne güzel, ne güzel
Aman ne güzel, ne güzel !

Ormanda kuşlar, böcekler,
Yavru ceylanlar emekler,
Açar yedi renk çiçekler,
Orman ne büyük, ne büyük,
Aman ne büyük, ne büyük !

Çamın, yaprağı dökülmez,
Gürgenin kolu bükülmez,
Ağaç dibinden sökülmez.
Orman ne canlı, ne canlı,
Aman ne canlı, ne canlı !

İzin vermeyiz kırmana,
Dayanamayız vurmana,
Baltayı sokma ormana,
Orman ne mutlu, ne mutlu,
Aman ne mutlu, ne mutlu !

Git, git sona varamazsın,
Kuşak olsan saramazsın,
Dalını koparamazsın,
Orman ne sonsuz, ne sonsuz,
Aman ne sonsuz, ne sonsuz ...


ANNEM BANA BİR BEBEK ALDI

Annem bana bir bebek aldı
Yanakları al aldı
Gözleri boncuk mavi
Saçları kumraldı
Ben bebeğimi çok severim
Şekerle beslerim
Yaramazlık yapınca
Kulağını çekerim
Bir gün çıktık attaya
Çikolata almaya
Yolumuzu kaybettik
Başladım ağlamaya
Ordan geçen bir polis amca
Yolumuzu gösterdi
Bundan sonra attaya
Gitmek yok dedi


KÜÇÜK KURBAĞA

Küçük kurbağa ,Küçük kurbağa
Kuyruğum nerede
Kuyruğum yok kuyruğum yok
Yüzerim derede

Kuvak vak vak vak
Kuvak vak vak vak
Kuyruğun nerede
Kuyruğum yok
Kuyruğum yok
Yüzerim derede


ÜŞÜDÜM

Üşüdüm üşüdüm a benim canım üşüdüm
Kürkünü giy kürkünü giy a benim canım kürkünü giy
Kürküm yok kürküm yok a benim canım kürküm yok
Alsana alsana a benim canım alsana
Param yok param yok a benim canım param yok
Çalsana çalsana a benim canım çalsana
Nereden nereden a benim canım nereden
Saraydan saraydan a benim canım saraydan
Asarlar keserler en güzelini seçerler


KUŞ SESLERİ

Kuş sesleri ovalara yayılır
İnsan buna hayran olur bayılır
Bal yapanlar çiçeklere konarlar
Kuzucuklar taze çimen ararlar
Yeşillenmiş ağaçlarda yapraklar
Amber gibi mis kokuyor topraklar


YAĞ YAĞ YAĞMUR

Yağ yağ yağmur,
Teknede hamur,
Bahçede çamur,
Ver Allah’ım ver,
Sicim gibi yağmur.


VÜCUDUMUZ

İki elim iki kolum bacaklarım var
Her insanda bir burun birde ağız var
Sen hiç gördünmü
Üç kulaklı bir adam
Olur mu hiç üç kulak dön de aynaya bak hey

İki kulak iki yanak bir de başım var
Sen hiç gördün mü üç dudaklı bir adam
Olur mu hiç üç dudak dön de aynaya bak hey

İki gözüm ,iki kaşım parmaklarım var
İnci gibi dişlerim bir de çenem var
Sen hiç gördün mü üç yanaklı bir adam
Olur mu hiç üç yanak dön de aynaya bak hey


PAZARA GİDELİM

Pazara gidelim
Bir tavuk alalım
Pazara gidip bir tavuk alıp
Ne yapalım (Gıt gıt gıdak diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim

Pazara gidelim
Bir kuzu alalım
Pazar gidip bir kuzu alıp
Ne yapalım (me me me diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim

Pazara gidelim
Bir kedi alalım
Pazara gidip bir kedi alıp
Ne yapalım (miyav miyav miyav diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yemiyelim

Pazara gidelim
Bir tavuk alalım
Pazara gidip bir tavuk alıp
Ne yapalım (Gıt gıt gıdak diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim

Pazara gidelim
Bir kuzu alalım
Pazar gidip bir kuzu alıp
Ne yapalım (me me me diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim

Pazara gidelim
Bir kedi alalım
Pazara gidip bir kedi alıp
Ne yapalım (miyav miyav miyav diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yemiyelim

5 Nisan 2010 Pazartesi

ÇOCUKLARA UYDURMA HİKAYELER

Pek çok çocuk gibi oğlum (5 yaşında)  da yatmadan önce ona hikaye anlatmamı istiyor. Daha doğrusu hikaye uydurmamı istiyor. En beğendiği ise : " OYUNCAK TAHTA TREN"

İlk anlatmamın üzerinden 1 yıl geçti ama o hala dinlemeye bıkmadı...

Bir varmış bir yokmuş, oyuncak bir tahta tren varmış...Fabrikadan çıktıktan sonra onu bir oyuncakçı dükkanına vermişler. Orada bir rafa koymuşlar. Günlerce bir çocuğun satın alıp kendisiyle oynaması için beklemiş durmuş. Öylece rafta beklemek çok ama çok sıkıcı bir şeymiş. Çocuklar ona doğru yaklaştıkça kalbi güm güm atar, onu alacaklar diye çok heyecanlanırmış ama hep başka oyuncaklar alınırmış. Oyuncak tahta tren her seferinde hayal kırıklığına uğrarmış.

Günlerden bir gün Alican televizyonda tahta trenin reklamını görmüş. Tam da istediği şeymiş doğrusu. Akşam olup da babası işten eve gelir gelmez "baba baba televizyonda bir tahta tren reklamı gördüm. Lütfen bana alır mısınız? Nolur, nooolur, lütfen" demiş. Babası da Alican'ın ısrarlarına dayanamamış ve "Peki, haftasonu gelince oyuncakçıya gideriz, çok pahalı değilse alırız" demiş.

Alican çok sevinmiş. Bir an önce haftasonu olsun istiyormuş ama günler bir türlü geçmek bilmiyormuş. Sonunda haftasonu gelmiş. Alican, annesi ve babası hep birlikte oyuncakçıya gitmişler. Alican tahta treni hemen görmüş ve ona doğru koşmaya başlamış. Oyuncak tahta tren de bu sefer kendisinin alınacağından eminmiş. O da çok heyecanlanmış. Babası fiyatına bakmış ve "Tamam Alican, çok da pahalı değilmiş, alabiliriz" demiş

Alican hemen oyuncağı raftan almış, kasaya götürmüş. Babası parasını ödemiş. Bir an önce eve gidip yeni oyuncağı ile oynamak istiyormuş. Eve gelir gelmez paketini açmış, oynamaya başlamış.

Oyuncak tahta tren de çok heyecanlı ve sevinçliymiş. Nihayet hayelleri gerçekleşmiş. Bunun için beklemesi ve sabretmesi gerekmiş ama. İkisi de çok ama çok mutluymuşlar....

Burda da masal bitmiiiiiş....

2 Nisan 2010 Cuma

CEVİZLİ ELMALI KEK

Kayınvalidemden aldığım bir tarif. 200 ml lik çocukların içtiği şekerli kakaolu sütlerden kullanmak istedim. Asıl tarifte 1 su bardağı şeker ve 1 su bardağı normal süt kullanılmış. Ben kakaolu süt zaten şekerli olduğu için yarım su bardağı şeker kullandım.

İçinde tereyağ, ceviz, elma ve kuru üzüm olunca tadı da güzel oluyor tabi. Ancak pişerken tüm evi dolduran o kokusu yok mu.....olağanüstü...muhteşem.....insanı bu dünyadan alıp masal dünyasına götürüyor.....

125 gr. tereyağ
1/2 su bardağı şeker
2 yumurta
1 su bardağı şekerli kakaolu süt
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
50 gr. kuru üzüm (suda bekletilmiş)
100 gr. iri kıyılmış ceviz
1/2 paket vanilya
1 çay kaşığı tarçın
2 adet soyulmuş, dilimlenmiş elma


Yakmadan eritilmiş tereyağ ile şeker çatalla iyice karıştırılır. Yumurtalar teker teker eklenir. Kakaolu süt konur. Kabartma tozu ve un elenerek ilave edilir.

Vanilya, tarçın, önceden suda bekletilmiş kuru üzüm konur. Üzerine dilimlenmiş elmalar dizilir. Ceviz ve tarçın serpilir. En küçük kek kalıbına boşaltılır.

Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 1 saat pişirilir.

30 Mart 2010 Salı

TERBİYELİ SULU KÖFTE


Benim çocuklar bu yemekle büyüdüler diyebilirim. İlk başlarda sebzeleri küçük doğrayıp piştikten sonra çatalla ezip veriyordum. Şimdi rendeliyorum. Köftelerin içine aslında pirinç konuyor ama ben bulgur koymayı tercih ediyorum.

250 gr. dana kıyma
2 çorba kaşığı pirinç ya da bulgur
2 adet soğan
1 çorba kaşığı sıvı yağ
2 adet havuç
1 adet patates
1 dilim kereviz
1 yumurta
yarım limon suyu

Kıyma, 1 adet rendelenmiş soğan, doğranmış maydonoz yaprakları, 1 yumurta akı, tuz, karabiber yoğrulur. Piriç ya da bulgur ilave edilip biraz daha yoğrulur. Fındık büyüklüğünde parçalar ıslak avuç arasında yuvarlanır.

Doğranmış 1 soğan, ince kıyılmış maydonoz sapları, 1 çorba kaşığı sıvı yağ ile hafifçe kavrulur. 6 su bardağı su konur. Kaynayınca küçük doğranmış sebzeler ve köfte ilave edilip sebzeler pişinceye kadar yavaş yavaş kaynatılır.

Ateş kapatıldıktan sonra çatala çırpılmış 1 yumurta sarısı ve yarım limon suyu 2 kaşık su ile sulandırılarak ilave edilir. 1-2 kere karıştırılır.

27 Mart 2010 Cumartesi

KABAK ÇORBASI


Kabaktan yapılmış bir çorba bu kadar mı lezzetli olur... İşte tarifi....
1 litre kemik suyu
4 çorba kaşığı çiçek yağı
4 kabak
1 orta boy soğan
1 orta boy patates
5-6 dal maydonoz
tuz, karabiber

1 küçük boy soğan
4 çorba kaşığı zeytinyağı

Soğan, patates ve kabak küçük küçük doğranarak 4 çorba kaşığı sıvı yağda kavrulur. 1 litre kemik suyunda sebzeler yumuşayana kadar 15-20 dakika kadar, kısık ateşte, tencerenin kapağı kapalı olarak pişirilir. Maydonoz, tuz ve karabiber eklenerek blenderle püre yapılır. Bir taşım daha kaynadıktan sonra çorbamız hazır.

4 çorba kaşığı zeytinyağı ile 1 küçük soğan rondoda krema haline getirilip servis esnasında çorba kaselerine 1 tatlı kaşığı konulur.

23 Mart 2010 Salı

PEKMEZLİ KURABİYE

Yarın oğlumun yuvasında abur cubur günü var. Akşam üzeri yuvaya götürmesi için pişirdim. Oldukça hafif, çabuk hazırlanan bir kurabiye. Çayın yanında çok iyi gidiyor.

3.5 su bardağı tam buğday unu
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı zeytinyağı
2 yumurta
1.5 çay bardağı pekmez
1.5 çay bardağı tahin
1 çay kaşığı karbonat
1 çay bardağı iri kıyılmış ceviz
biraz vanilya, biraz tuz

Bütün malzeme geniş bir kap içerisinde yoğurulur. Kabın kenarlarından ayrılan bir hamur elde edilir. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak elde yuvarlanır. Yağlı kağıt konulmuş tepsiye aralıklı dizilir.

Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 20 dakika pişirilir. Hemen fırından çıkarılıp tel ızgara üzerinde  soğumaya bırakılır.



17 Mart 2010 Çarşamba

KÖFTELİ ERZİNCAN ÇORBASI

8 su bardağı kemik suyu
200 gram dana kıyma
2 adet soğan
7-8 dal maydonoz yaprağı
2 çorba kaşığı sıvı yağ
1 çorba kaşığı salça
1 su bardağı erişte
2 su bardağı yoğurt
2 diş sarımsak
1 çay kaşığı kuru nane
tuz, karabiber

Kıymanın içine  tuz, karabiber, rendelenmiş 1 soğan, kıyılmış maydonoz yaprağı konup yoğrulur. Fındık büyüklüğünde yuvarlanır.

Doğranmış 1 soğan ve maydonoz sapları çorba tenceresinde 2 kaşık sıvı yağ ile hafifçe kavulur . Salça konulduktan sonra tekrar karıştırılır. Kemik suyu ve tuz konup kaynatılır. Kaynadıktan sonra erişte ve köfteler konarak yavaş yavaş pişirilir.

2 diş sarımsak dövülerek yoğurtla karıştırılır ve yarım bardak su ile sulandırılır. Çorbaya ilave edilip karıştırılır. 5 dakika daha kaynatılır. Üzerine kuru nane serpilir.

15 Mart 2010 Pazartesi

BAKLA ZEHİRLENMESİ, FAVIZM, G6PD EKSİKLİĞİ

Oğlumuz doğduktan sonra sarılığı tehlike sınırlarına yaklaştı. (bilirubin in kan düzeyinin 20 mg/l üzerine çıkması) Çocuk doktorumuz 1 aylıkken bile hala ten renginin sarı olduğunu farketti ve bizden bir kan tahlili istedi. Sonucunda G6PD enziminin hiç olmadığı anlaşıldı. Doktorumuz bizi bu konuda uzman başka bir doktora yönlendirdi.

Akdeniz ülkelerinde ve zencilerde sık rastlanan kalıtımsal bir hastalıkmış. x kromozomunda bulunurmuş. Kadınlarda iki tane x kromozomu olduğu için hastalık olmazmış. Sağlam olan x kromozomu durumu telafi edermiş. Amma erkeklerde sadece bir tane x kromozomu olduğundan hastalık görülüyor. Yani kadınlar sadece taşıyıcı ve erkeklerde görülen bir hastalık. Bakla gibi kanı oksitleyici bir madde alındıktan 48-96 saat sonra kanda alyuvar yıkımı yaşanıyormuş.

Şu ana kadar çaresi bulunmuş bir hastalık değil. Yapılması gereken en başta bakla olmak üzere birtakım maddeleri almaktan kaçınmak. Aşırı dozda aspirin, sulfonamid grubu antibiyotikler, sıtma ilaçları (kinin). Bu maddelerle ilgili doktor elimize bir liste verdi. Neyse ki çok kullanılan ilaçlar değil.


Bana da tahlil yapıldı ve bende de g6pd az çıktı, ama hiç yok değil. Bana annemden mi yoksa babamdan mı geçtiğini bilmiyorum. Onlara tahlil yaptırmadık. Ailede şimdiye kadar baklayla ilgili sorun yaşandığını duymadım.
Oğlumuzun bakla yememesi için ne gerekirse yapıyoruz. Gittiği yuvanın yemek listesini dikkatlice inceliyorum. Bütün akraba ve tanıdıkları durumdan haberdar ettik. Bizden habersiz bakla, fava ya da  ilaç vermemelerini söyledik. Bu yıl bakla çıkar çıkmaz oğluma da baklayı gösterip yememesi gerektiğini anlattım.

Oksitlenme olduğunda en gözle görülen belirti idrarın kırmızı olması. Yapılması gereken ise hemen kanın değiştirilmesi.

Tahmin ettiğimden çok daha sık rastlanan bir hastalıkmış ve pek çok insan bunu bilmeden yaşıyor.  Belki pek çok çocukta var ama aileleri bilmiyor.

Hastanelerde yüksek sarılık yaşayan bebekler için bu kan tahlilinin rutin olması gerekiyor bence...

LİMONLU CHEESECAKE


Fotoğraftaki cheesecake ablam tarafından yapıldı. Limon tadını sevmediğinden limon yerine portakal kullanmış. Sonra ben tarife sadık kalarak limonlu yaptım ama portakallı daha güzeldi bence.
Ablamın ellerine sağlık...

tabanı için :
1.5 paket eti burçak bisküvi
100 gr tereyağı
1 çay kaşığı tarçın

peynir dolgusu için :
500 gr süzme yoğurt
200 gr pınar krem peynir
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı limon suyu
2 yemek kaşığı krema
1 yemek kaşığı rendelenmiş limon kabuğu

sosu için :
1 çay bardağı toz şeker
1 yumurta
1 yumurta sarısı
1 yemek kaşığı rendelenmiş limon kabuğu
1 çay bardağı limon suyu

Bisküviler rondoda un haline getirilir. Tarçın eklenir. Tereyağ eritilerek üzerine dökülüp iyice karıştırılır. Kelepçeli kalıbın içine yağlı kağıt konur. Malzeme üzerine sıkıca bastırılarak yayılır. Buzdolabında 30 dk. bekletilir.

Oda sıcaklığındaki süzme yoğurt, krem peynir, şeker, un, krema, limon kabuğu rendesi ve limon suyu mikserle orta devirde 3 dk. çırpılır. Yumurtalar teker teker ilave edilip orta devirde tekrar karıştırılır. Buzdolabından çıkarılmış bisküvi-tereyağ karışımının üzerine dökülür. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40 dk. pişirilir. Fırından çıkartmadan, fırın kapağı aralık bırakılarak 1 saat soğuması beklenir. Oda sıcaklığında iyice soğuduktan sonra üzeri örtülerek buzdolabında 1 gece dinlendirilir.

Ertesi gün sos malzemesinin tamamı cam bir kaseye konularak içinde su olan bir kabın içinde ateşe oturtulur. Kıvamlı bir sos olana kadar 10-15 dk. sürekli karıştırılır. Kase sudan çıkartılıp soğutulur ve cheesecake in üzerine dökülür. 2 saat daha buzdolabında bekletilip nane ve meyvelerle süslenerek servis yapılır.

5 Mart 2010 Cuma

KEMİK SUYU FAYDALI MI

2016 yılından not:
Aşağıdaki yazıyı taa 2010 yılında yazmıştım. Kemik suyunun faydasıyla ilgili internette pek birşey bulamamıştım. Bulabildiklerimde de doktorlar olumsuz konuşuyordu.

Benim gibi kemik suyunun faydasını merak edenler o kadar çokmuş ki bloğumda en çok okunan kayıt bu oldu. 2010 yılından beri yüzbin küsür kere ziyaret edilmiş.  

Yıl oldu 2016. Dünyada herşey hızla değişirken eminim kemik suyunun faydaları ile ilgili uzman görüşleri de değişmiştir. Benim kemik suyuna inancım tam olduğundan ve evde hep yaptığımdan açıkçası dönüp tekrar araştırma ihtiyacı duymadım. Ve internette konuyla ilgili arama yapıldığında ilk sıralarda gelen yazım güncelliğini oldukça yitirmiş oldu.

 Ancak insanlar yorum kısmında tecrübelerini ve fikirlerini paylaştıkları için güncel olmamasına rağmen yazıyı silemedim.

Bir iki gün önce adını vermeyen bir arkadaş yazıyı silmem gerektiği konusunda beni uyarınca bu notu yazmaya karar verdim.

Yani direk yorumları okumaya geçebilirsiniz.

Aynı zamanda sizin ulaştığınız güncel bir bilgi varsa yorum kısmında paylaşırsanız diğer arama yapanlara yardımcı olmuş olursunuz.

Sevgiler... 

Kemik suyunun kalsiyum açısından zengin olduğunu, özellikle de çocuklara ve kemiği kırılanlara bol bol verildiğini duymuştum. Elimdeki yemek kitaplarından ve internetten nasıl yapıldığını öğrendim ve mutfağımızın vazgeçilmezi oldu. Birkaç gün önce bloğumda da tarifini verdim. Sonra merak ettim; gerçekten faydası var mı, İçindeki kalsiyum oranı nedir? Çocuklara ne sıklıkta verilmeli?

Geçtim  internetin başına ve şok oldum! Küçük çocukları olan anneler forumlarda çocuk doktorlarına sormuşlar verelim mi bebeklerimize diye. Doktorların genel yanıtı ise şöyle : "Vermekte hiçbir zarar yok ama faydası da yok. Sadece yemeklere lezzet verir. Çocuğunuzun kalsiyum almasını istiyorsanız etin kendisini yedirin. Kaynatmakla kemiğin içindeki kalsiyum suya geçmez." Sadece bir tanesi "Kaynatırken içine limon sıkarsanız faydalı, yoksa hiçbir değeri yok." demiş.

Gelelim kemik iliğine... yağ ve protein açısından çok zengin. Aynı zamanda yüksek kolesterol içeriyor. Bu yüzden yemeyin, çocuklarınıza da yedirmeyin diyor yine doktorlar.

Doktorlara güvenmeli mi peki. Eskiden ıspanakta demir var derlerdi...Domates yiyin kanserden korur derlerdi... Yaşlılar sakın yumurta yemesin derlerdi... Şimdi hepsini yalanlıyorlar. İngilizce adıyla (stock) aradım belki yabancı sitelerde ilgili  bişeyler bulurum diye ama sabrımın yettiği kadar baktığımda tamamen stock yapımına yoğunlaştıkları anladım.

Tabi ben kemik suyunun faydalarını araken başka şeyler öğrendim: Profesyonel mutfak dilinde de kemik suyuna stok diyorlar. Fransızların çorba,sos ve sulu yemek yapımında temel maddesiymiş stoklar. Tavuk, balık ya da sığır kemiğinden yapılıyor. Arman Kırım stok yapmanın inceliklerini detaylı olarak anlatmış. Ben de  blogdaki tarifimi  hemen güncelledim.

Peki bu yapımı zahmetli ama faydasız malzemeyi bu bilgiler ışığında yapmaya devam edecek miyim?  Kemik suyunu geç buldum, çabuk kaybetmeye hiç niyetim yok. Hiç bir işe yaramasa da yemeklere, çorbalara, pilavlara verdiği lezzetten vazgeçecek değilim. Hazır bulyon yada lezzet arttırıcılardan kullanmayı da düşünmediğime göre...Hem belki doktorlar yanlış biliyorlardır. Belki vardır bir faydası. Belli mi olur...


3 Mart 2010 Çarşamba

ALMAN PASTASI


Hamur için:
500 gr. un
2 adet yumurta
1 paket  yaş maya
1 çorba kaşığı şeker
yarım paket mahlep
1 su bardağı ılık süt
3 çorba kaşığı eritilmiş margarin
3 çorba kaşığı pudra şekeri

kreması için:
1/2 kg süt
1 çorba kaşığı un
1 çorba kaşığı nişasta
3 kahve fincanı şeker
1 paket vanilya
1 yumurta

Maya ve 1 çorba kaşığı şeker 1 su bardağı ılık sütün içinde eritilir. 15 dakika kadar kabarana kadar beklenir. Tüm malzeme konarak biraz katı bir hamur elde edilir. 2 saat dinlendirilir. Hamurdan mandalina büyüklüğünde toplar yapılarak bastırmadan tepsiye dizilir. Tekrar 15 dakika dinlenmeye bırakılır. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20 dakika pişirilir. Soğumaya bırakılır.

Diğer tarafta nişasta ve un biraz sütle ezilir. Çırpılmış yumurtanın içine diğer malzemelerle birlikte konur. Orta ateşte 1 taşım kaynayana kadar pişirilir.

Soğuyan  kekler ortalarından ikiye kesilir. Ortasına krema konulur. En üste pudra şekeri serpilir.

23 Şubat 2010 Salı

YEŞİL MERCİMEKLİ ERİŞTE ÇORBASI


Otantik' te sık sık yerdim bu çorbayı eskiden ama çok tuzlu yapıyor onlar. En sevdiğim çorbalardan biri...

1 su bardağı yeşil mercimek
1 su bardağı erişte
1 kuru soğan
1 kaşık salça
2 litre kemik suyu
50 gr tereyağı ya da sıvı yağ
1 tatlı kaşığı nane
1 tatlı kaşığı pul biber
maydonoz
tuz

Yeşil mercimek üzerini bir parmak geçecek kadar suyla diri kalacak şekilde haşlanır. Küçük doğranan kuru soğan yağın yarısı ile kavrulur. Salça eklenip biraz daha kavrulur. Mercimek ve erişte ilave edilir. Tuz konur. Kemik suyunda erişte yumuşayana kadar pişirilir. Üzerine eritilip kızdırılmış tereyağlı nane ve pul biber gezdirilir. Kıyılmış maydonoz serpilir.

KEMİK SUYU YAPIMI

Kemik suyu hazırlarken en önemli konu berrak olması. Bunun için ilk başta mutlaka soğuk su koyuyoruz, köpükleri çok iyi temizliyoruz ve tülbentten geçirerek süzüyoruz.


dana kemiği
5 litre su
1 baş soğan
1 havuç
1 kereviz (sapı da olur)
1 defne yaprağı
1 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı tane karabiber

Kasabımızdan kemik suyu yapmak için uygun dana kemiği alınır. Büyük bir tencerede yaklaşık 5 lt soğuk suyla ocağa konur. Bir miktar sirke ya da limon suyu eklenir. Kaynamaya başlayıp da üzerinde köpükler oluştukça delikli kepçe yardımıyla alınır. Köpüklenme bittikten sonra ateş iyice kısılır ve 2 saat boyunca kısık ateşte tıngırdatılarak pişirilir. Sonra içine dörde bölünmüş soğan, birkaç parçaya ayrılmış havuç,  kereviz konur. Karabiber, kekik ve defne yaprağı bir tülbente konarak bohça yapılır ve hepsi birlikte 2 saat daha kısık ateşte tıngırdatılır.Tel süzgecin içine tülbent konarak süzülür.  Bir süre buzdolabında bekletilir. Üzerinde biriken yağ atılarak saklama kaplarına ya da buz kalıbına dökülür ve derin dondurucuda saklanır.

Kemiğin içinden çıkan ilik de atılmaz, özellikle de çocuklarımıza yedirilir.

YULAFLI BULAMAÇ KAHVALTI

Oğlum 4 yıl boyunca kahvaltıda bu karışımı yedi. Artık görmek bile istemiyor. Kızım 3 yaşında, hala severek yiyiyor. Bazen ben de yiyiyorum. Eşim bayılıyor.

Ruşeymi Sökenin ekmek unundan biliyordum da ayrı olarak satılması çok yeni sanırım. Ben Real'de buldum.

Ara sıra çeşitlendirmek için küçük kesilmiş kuru kayısı, kuru üzüm, kuru yaban mersini de koyuyorum.

Çocukları için arkadaşlarıma da önerdim bu karışımı ama her çocuk sevmiyor. Bazı anneler de çocuklarına bulamaç yedirmeye karşılar. Herşeyi ayrı ayrı yerlerse ağız tadlarının daha iyi gelişeceğini düşünüyorlar....

Karışım şöyle:

yarım kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir (tuzu alınmış)
1 tatlı kaşığı tereyağ (oda sıcaklığında)
1 tatlı kaşığı öğütülmüş ceviz
1 tatlı kaşığı bal
2 avuç yulaf ezmesi
1 yemek kaşığı ruşeym
1/2 su bardağı ılık günlük süt

 Beyaz peynir çatalla ezilir. Diğer malzemelerle karıştırılır. Üzerine ılık süt dökülür. 2-3 dakika sonra yenir.

KREP BÖREĞİ YA DA AKITMA BÖREĞİ

Krep böreğininin kıyma ve pırasa iç malzemelisini ablam arkadaşında yemiş. Ertesi gün bize geldiğinde  peynirlisini denedik. Fırından çıkar çıkmaz kestiğim için görüntüsü pek güzel olmadı ama tadı çok iyiydi. Ablamın ellerine sağlık.

Daha sonra kıymalı - pırasalısını yaptım. Yukarıdaki de onun fotoğrafı...

Krep için:
1 su bardağı süt
1 yumurta
1 su bardağı sıvı yağ
2,5 su bardağı un
1 su bardağı ılık su
1 çay kaşığı tuz

Beşamel sos için:
2 çorba kaşığı sıvı yağ
2 çorba kaşığı un
2 su bardağı ılık süt
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri

İç malzeme:
Arzuya göre peynir, kıyma, ıspanak, pırasa, kıyma pırasa karışık.

Krep için bütün malzemeler karıştırılıp 5 adet krep yapılır.  Kreplerin içine istenen malzeme konulur ve yuvarlanır. Yuvarlanmış krepler borcama dizilir. Beşamel sos hazırlanır. Rendelenmiş kaşar peynirinin yarısı içine konur. Kreplerin üzerine dökülür. Kalan kaşar peyniri en üste serpilir. Üzeri kızarana kadar 180 derece ısıtılmış fırında pişirilir. Ilık olduktan sonra kesilip servis yapılır.

KIRMIZI PANCAR ÇORBASI


Kızım pancarın şekerli tadını sevmediği için ben pancar çorbasını 1 pancar ve 2 patates ölçüsüyle yapıyorum. Patates pancarın tadını iyi dengeliyor.Fotoğrafta bu nedenle hafif turuncu renkte çorbamız. Pancar çorbası hiç patates kullanılmadan da yapılabilir.

Pancarı kabukları ile birlikte kaynatıp da pişirebiliriz. Soğuduktan sonra kabuklar çok kolay soyuluyor. Önceden çok iyi yıkamak gerekiyor ama. Böylece kabuklardaki vitamin de suya geçmiş oluyor.

2 adet kırmızı pancar
1 adet orta boy patates
2 yemek kaşığı sıvı yağ
2 yemek kaşığı un
2 su bardağı süt
tuz, su

Pancarlar ve patates soyulup  küp küp doğranarak yumuşayıncaya kadar kaynatılır. Blenderda püre haline getirilir. Diğer tarafta un yağ ile yumurta çırpıcısı yardımıyla kavrulur ve sürekli karıştırılarak süt ilave edilir. Kaynamaya başlar başlamaz püre ile karıştırılır. Tuz ilave edilerek servis yapılır.

22 Şubat 2010 Pazartesi

PANCARLI EKMEK

Pancarlı ekmeği ilk kez denedim. Bütün malzemeleri yoğurduğumda öyle yapışkan bir hamur oldu ki hayal kırıklığına uğradım. Ama 45 dk. lık fermantasyondan sonra hamur sünger gibi oldu. Bence sonuç başarılı...

Ekmek yaparken farklı unları karıştırırım. Bu ekmekte 3 su bardağı beyaz un ile 2 su bardağı Doğalsan'ın yulaf unu karışımını kullandım.

5 su bardağı un
2 kırmızı pancar
1 paket kuru maya
1/2 bardak yoğurt
1 tatlı  kaşığı tuz

Pancarlar küp küp doğranıp yumuşayıncaya kadar kaynar su içerisinde haşlanır. Robotta püre haline getirilir. Tüm malzeme yoğrulur. Üzeri kapalı olarak 15 dakika dinlendirilir. Baton pişirme kalıbına dökülür. Üzeri örtülü olarak 45 dakika daha dinlendirilir. Önceden 210 derecede ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişirilir.

21 Şubat 2010 Pazar

KOLAY CEZERYE



























2 adet orta boy havuç
1 su bardağı su
1 su bardağı toz şeker
1 paket petibör bisküvi
1 paket vanilya
2 çorba kaşığı margarin
1 çay bardağı kırılmış ceviz
hindistan cevizi

Havuçlar rendelenip toz şeker ve su ile birlikte havuçlar macun kıvamına gelene kadar kaynatılır. Üzerine ufalanmış bisküvi, vanilya, ceviz ve margarin konup tahta kaşıkla ağır ağır karıştırılır. Koyu bir kıvam elde edilir. Soğuduktan sonra ceviz büyüklüğünde elde yuvarlanır. Hindistan cevizine bulanarak serviz yapılır.

18 Şubat 2010 Perşembe

YULAFLI KURABİYE

Yulaflı kurabiyeyi bugün ilk kez denedim. Çok ama çok lezzetli. Hindistan cevizini pek sevmememe rağmen yulaf ve tereyağ ile çok yakışmış. Yapımı  kolay ve kısa sürede hazırlanabiliyor. Bu yüzden çocuklarla birlikte yapmak için de uygun. Üstelik bol yulaf olduğu için oldukça sağlıklı. Bundan sonra sık sık yapmayı düşünüyorum...

3/4 paket tereyağı (oda sıcaklığında)
1 çay bardağı toz şeker
1 yumurta
4 çorba kaşığı un
300 gr yulaf gevreği
1 su bardağı hindistan cevizi
1 paket kabartma tozu

Derin bir kabın içinde oda sıcaklığındaki tereyağ ile yumurta karıştırılır. Üzerine şeker, un, hindistan cevizi, yulaf, kabartma tozu eklenir. Karışım el ile yoğrulur. Ceviz büyüklüğünde yuvarlak toplar halinde yağlı kağıt konulmuş tepsiye aralıklı dizilir. Önceden 170 derece ısıtılmış fırında 25 dakika pişirilir. Soğuyunca servis yapılır.

16 Şubat 2010 Salı

BULGURLU BÖRÜLCE ÇORBASI



Daha önce fotoğraf koymamıştım. Şimdi ekliyorum.
Bu çorbaya limon da çok yakışıyor.

1 çay bardağı kuru börülce
1 çay bardağı pilavlık bulgur
1 soğan
1 yemek kaşığı domates salçası
tuz
et suyu

Börülce 1 gece önceden suda bekletilir. Yumuşayana kadar haşlanır. Soğan küçük küçük doğranarak sıvı yağda biraz çevrilir. Salça ilave edilir. Bulgur, börülce ve tuz et suyunda kaynatılır. Dilenirse pul biber ilave edilir.

12 Şubat 2010 Cuma

ZEYTİNYAĞLI KURU PATLICAN DOLMASI



25 adet kuru patlıcan
20 çorba kaşığı pirinç
2 baş soğan
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
2-3 diş sarımsak
zeytinyağı
nane, maydonoz, fesleğen
tuz, karabiber, tarçın kimyon
3-4 yemek kaşığı nar ekşisi  (veya limon suyu)
su

Kuru patlıcanlar 2-3 defa suyu değiştirilerek 15-20 dakika kaynayan suda haşlanır. Soğan ve sarımsak ince ince kıyılır. Zeytinyağında çevrilir. Salçalar da ilave edilip karıştırılır. Pirinç ve tuz  konularak 1 bardak sıcak su ile suyunu çekene kadar pişirilir. Baharatlar ve iki çorba kaşığı zeytinyağı da eklenip karıştırılır. Hazırlanan iç patlıcanlar bir parmak boş kalkacak şekilde sıkıştırılmadan doldurulur. Yayvan bir tencereye patlıcanlar sırt sırta yan olarak dizilir. Patlıcanların yarısına gelecek kadar sıcak su eklenip üzerine biraz tuz serpilir. Kısık ateşte 30-40 dakika pişirilir. Sulandırılmış nar ekşisi ya da limon suyu ilave edilip 10 dakika daha pişirilir. Soğuk servis yapılır.

EKŞİLİ KAPUSKA



1adet küçük boy lahana
2 baş soğan
1 yemek kaşığı domates salçası
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı pul biber
su
tuz

Lahana dört parçaya ayrılarak turşu kabı içinde 1 hafta tuzlu suda bekletilir. 1 hafta sonra  tuzlu sudan çıkartılarak ince ince kıyılır. 2 baş soğan küçük küçük kesilerek 2 çorba kaşığı yağda kavrulur. Salça ve pul biber eklenir. Kıyılmış lahana ilave edilir. İyice yumuşayana kadar kavrulur. Soğuyunca servis yapılır.

10 Şubat 2010 Çarşamba

PATATESLİ TUZLU AY ÇÖREĞİ

3 su bardağı un
3 adet orta boy patates (haşlanıp püre yapılacak)
1/2 su bardağı sıvı yağ
2 yumurta (1 yumurta hamura, bir sarı üzerine, akı peynire)
1 kahve fincanı süt
2 tatlı kaşığı kuru maya
1 tatlı kaşığı şeker
2 çay kaşığı tuz
yarım küçük kalıp beyaz peynir
yarım demet maydonoz

Tencerede süt hafif ısıtılır. İçinde maya ve şeker eritilir. 1 yumurta, sıvı yağ, patates püresi,  tuz konur. Hepsi karıştırıldıktan sonra un elenir. Yumuşak bir hamur yapılır. Ilık bir yerde üzeri örtülü olarak, hamur iki misli büyüyünceye kadar mayalandırılır.
Tekrar yoğurulup yumurta büyüklüğünde paarçalara ayrılır. Merdane ile 10 cm çapında açılıp kenerına peynir, maydonoz, yumurta akı karışımı konur. Sarılarak ay biçiminde kıvrılır.
Yağlanmış tepsiye dizilip yarım çorba kaşığı sıvı yağ karıştırılmış yumurta sarısı sürülür. Orta hararetli fırında pişirilir.

8 Şubat 2010 Pazartesi

HÜNKAR BEĞENDİ


Yapımı biraz zahmetli bir yemek ama uğraştığınıza değiyor doğrusu...

500 gr. kuşbaşı kuzu eti
2 çorba kaşığı tereyağ
2 adet soğan
1 çorba kaşığı sirke
2 adet domates ya da 2 çorba kaşığı salça
2,5 su bardağı sıcak su
tuz, kekik

Beğendi için :
5 adet patlıcan
2 çorba kaşığı tereyağı
1,5 çorba kaşığı un
1,5 su bardağı süt
2 çorba kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri

Etler suyunu çekene kadar kavrulur. Küçük kesilmiş soğan ve tereyağ eklenir. 3 dakika daha kavrulur. 1 çorba kaşığı sirke ilave edilir. Küp kesilmiş domates ya da salça, kekik, sıcak su ve en son tuz ilave edilerek etler yumuşayana kadar pişirilir.

Patlıcanlar közlendikten sonra kabukları soyulur ve limonlu suda 5 dakika bekletilir. Suyu iyice süzüldükten sonra çok ince kıyılır. Diğer taraftan un ve tereyağı kavrulur. Süt yavaş yavaş ilave edilerek yumurta çırpacağı ile karıştırılır. Patlıcanlar, tuz ve rendelenmiş kaşar peyniri ilave edilir. Üzerine kuzu eti konularak servis yapılır.

YOĞURTLU BUĞDAY ÇORBASI

Çocukların sevebileceği ve onlar için çok faydalı bir çorba. Sık sık yapıyorum. Sırf bu çorba için hazır bulunsun diye derin dondurucumda  önceden ıslatılmış ve yarı pişirilmiş birer avuçluk  nohut ve birer su bardağı buğday paketleri hazır bekliyor.

1 su bardağı aşurelik buğday
1 avuç nohut
1 tavuk göğsü ya da tavuk kalça
2 yemek kaşığı un
yarım su bardağı yoğurt
1 yumurta
6 bardak su
tuz

Buğday bir gece önceden ıslatılır. Ertesi gün suyu süzülüp 6 bardak su ile düdüklü tencerede 35 dk. pişirilir. Nohut ve tavuk ayrıca pişirilir. Ayrı bir kapta yoğurt, un, yumurta çırpılır. Buğdayla karıştırılıp tuz ilave edilir. Kaynayana kadar pişirilir. Pişmiş nohut ve tavuk eti ilave edilerek servis yapılır.

3 Şubat 2010 Çarşamba

PATATESLİ BÖREK

3-4 adet patates
100 gr. peynir
kırmızı pul biber (arzu edilirse)
1 kutu yaş maya
1/2 su bardağı ılık süt
1 1/2 çorba kaşığı şeker
1 çay bardağı sıvı yağ veya margarin
aldığı kadar un
1 adet yumurta sarısı
tuz

Patasler tuzlu suda haşlanır. Kabukları soyulup çatalla ezilir. Peynir ve pul biber ilave edilir.

Maya ve şeker ılık süt ile karıştırılarak kabartılır. Yağ ve un eklenerek hamur yoğrulur. Sıcak bir yerde üzerine bez örtülerek kabarana kadar dinlendirilir. İki parçaya ayrılıp her parça merdane ile 1 parmak kalınlığında açılır. İki parmak genişliğinde şeritler kesilir. Şeritlerin tamamına patates harcı konur. Rulo şeklinde sarılır. Ters çevrilerek üzeri hafifçe bastırılır. Yağlanmış tepsiye dizilir. Kabarması için biraz bekletilir. Üzerine yumurta sarısı sürülerek 180 derece fırında 20 dk. pişirilir.

ELMALI KURABİYE




Annemin yıllardır çok sık yaptığı bir kurabiye bu. Her seferinde içine farklı farklı marmelatlar koyar. En son yaptığımızda yaş maya bulamadık ve 2 tatlı kaşığı bira kuru maya ile denedik. Tadı biraz daha yağlı gibi oldu ama kesinlikle daha kötü değil. Tarifi annem verdi. Ben normalde aldığı kadar un ölçüsünden hiç hoşlanmam. Hamurun iyice kabarması ne demektir, ne kadar süre geçmesi gerekir onun cevabını da net olarak alamadım. Hamur iki katına çıkana kadar demekmiş. Belli bir süresi yoktmuş.  Ortamın sıcaklığına göre süre değişirmiş. Ama en az 30 dk. gerekiyor sanırım. Bir ölçü az gelebilir. Annem genelde iki ölçü yapıyor...

1 kutu yaş maya ya da 2 tatlı kaşığı kuru maya
1 çay bardağı ılık süt
1 çay kaşığı şeker
1 çay bardağı sıvı yağ
1 adet yumurta
aldığı kadar un

marmelat için (arzuya göre başka marmelat kullanılabilir)
2 orta boy elma
2 çorba kaşığı toz şeker
1/2 çay bardağı kıyılmış ceviz
1 tatlı kaşığı tarçın

üzerine serpmek için pudra şekeri

Elma rendelenerek bir kap içinde şekerle suyunu çekene kadar karıştırılır. İçine 1 tatlı kaşığı tarçın ve yarım çay bardağı kıyılmış ceviz konup karıştırılır.
Bir kap içerisinde şeker ve maya ılık süt ile karıştırılıp beklenir. İyice kabardıktan sonra sıvı yağ, yumurta ve aldığı kadar un eklenip kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edilir. Hamurun üzeri bir bezle kapatılarak iyice kabarana kadar dinlendirilir. Sonra hamur iki parçaya ayrılır. Her parça merdane ile 1 parmak kalınlığında açılır. 5 cm genişliğinde üçgen parçalar kesilir. Marmelat üçgen hamur parçalarının geniş kısmına konularak sigara böreği gibi sarılır. Mayalanması için tekrar 30 dk. bekletilir. Üzerine sıvı yağ sürülür. 180 derece fırında kurabiyelerin üzeri kızarana kadar pişirilir. Sıcakken  pudra şekeri serpilip soğuduktan sonra servis yapılır.

Afiyet olsun.
..
..

2 Şubat 2010 Salı

ARPA ŞEHRİYELİ TAVUK GRATEN

İlk kez kayınvalidemde yemiştim bu yemeği. Çok beğenmiştim. Tavsiye ederim harika oluyor. Çocuklarım da bayılıyor....

10 adet tavuk baget
5 su bardağı su
1 baş soğan
1 diş sarımsak
tane karabiber
2 su bardağı arpa şehriye
1/2 çay bardağı sıvı yağ
1 su bardağı bezelye içi
1 adet havuç
tuz
başamel sos için :
2 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı sıvı yağ ya da tereyağı
2 su bardağı süt
rendelenmiş kaşar peyniri
2 çorba kaşığı krema

10 adet baget tavuk, soğan, sarımsak ve tane karabiber ile düdüklü tencereye konur. 5 su bardağı su ile 20 dakika pişirilir. Soğuduktan sonra küçük parçalara ayrılıp bir kenarda bekletilir. Diğer tarafta havuç ve bezelye az su ile kaynatılarak yumuşayıncaya kadar pişirilir. Arpa şehriye yarım çay bardağı yağda kahverengi olana kadar kavrulur ve 4 su bardağı tavuk suyu ve tuz ilave edilerek suyu  çektirilir. Ayrı bir kapta un ve yağ kavrulur. Süt yavaş yavaş ilave edilip yumurta çırpıcısı ile karıştırılarak başamel sos yapılır. Arzu edilirse krema ilave edilir. Başamel sosun 3/4 'ü ile arpa şehriye ile karıştırılıp karışımın yarısı fırın kabına dökülür. Ortasına tavuk ve sebzeler döşenir. Tekrar arpa şehriye konur. Kalan başamel sosla rendelenmiş kaşar peyiri karıştırılarak en üste dökülür. 180 derece fırında yaklaşık 30 dakika pişirilir.

31 Ocak 2010 Pazar

Tepsi Böreği, Beyaz peynirli, kıymalı, ıspanaklı, patatesli,pırasalı


Bu böreği 25 yıldır yaparım, başka börek yapmayı da bilmem. 15 günde bir, bazen her hafta pişer bizde. Farklı iç malzemeler kullanınca her seferinde farklı börek pişirmişim gibi oluyor. Her yiyen çok beğeniyor ve tarifini istiyor. Çocuklar özellikle kıymalı ve peynirlisine bayılıyorlar. Kıymalısı için 1 baş soğanı ince kıyıp suda öldürüyorum. 500 gram kıymayı ekleyip dağılana kadar kavuruyorum. Tuz, karabiber de koyuyorum. Peynirli yaptığımda ise yağlı ve sert bir peynir seçiyorum ve irice ufalıyorum, çok güzel oluyor. Daha sağlıklı olması için margarin yerine sıvı yağ kullanmayı denedim ama aynı lezzeti alamadım.

4 yufka
3 yumurta
2 su bardağı süt
125 gr tereyağ ya da margarin
1 su bardağı sıcak su
2 yemek kaşığı taze krema (arzu edilirse)
arzu edilen iç malzeme

Bir kap içinde 3 yumurta ve süt çırpılır. Tereyağ ya da margarin yakmadan eritilir, soğuyunca karışıma ilave edilir. Sıcak su ve istenirse krema eklenir. Tepsi yağlanır.Tepsinin en altına kenarları dışarıda kalacak şekilde yufka serilir. Kaşıkla yufkanın üzerine karışımdan bolca serpilir. İki kat  yufka daha parça parça koparılıp kırıştırılarak tepsiye konur. Her katın arasına karışımdan serpilir. İç malzeme döşenir. Kalan yufkalar aynı şekilde yerleştirilir. En sonunda tepsinin kenarında kalan yufka parçaları da kapatılır ve kalan sıvı karışımın tamamı böreğin üzerine dökülür. Kesildikten sonra 180 derece fırında yarım saat  üzeri kızarana kadar pişirilir. Fırından çıkardıktan sonra üzerine biraz su serpilerek başka bir tepsiyle kapatılır. 10 dakika kadar dinlendirilir. Sıcak servis yapılır.

Afiyet olsun.
..
..