Tarifi aldığım arkadaşım Sibel'e teşekkürler. Hayatımda yediğim en güzel pideydi...
300 gr beyaz un
1/2 paket yaş maya
1,5 tatlı kaşığı toz şeker
1,5 çay kaşığı tuz
1,5 çay bardağı ılık su
1 yumurta sarısı
susam, çörek otu
1/2 paket yaş maya 1 çay bardağı ılık su içinde toz şekerle birlikte eritilir. Un derin bir kap içerisine elenir, tuz ilave edilir. Mayalı karışım yavaş yavaş dökülürken çatalla karıştırılır. Karıştırırken yarım çay bardağı daha su ilave edilir. Kek hamurundan biraz daha koyu bir hamur elde edilir. Üzeri nemli bir bezle kapatılarak 1 saat dinlendirilir.
Tepsinin altına yağlı kağıt yerleştirilir, ya da biraz yağlayıp tam buğday unu, kepekli un serpilir. Kabarmış olan hamurumuz tepsinin ortasına konur. Yarım çay bardağı ılık su yumurta sarısı ile çıırpılır ve elimizi bu karışım içine daldırıp hamura bastırarak yuvarlak şekil verilir. Üzerine bolca susam ve çörek otu serpilir. 220 derece fırında üzeri iyice kızarana kadar pişirilir.
arka
28 Ağustos 2010 Cumartesi
17 Ağustos 2010 Salı
TERBİYELİ KUZU İNCİK HAŞLAMA, DÜDÜKLÜ TENCEREDE
Oldukça kolay hazırlanan harika bir yemek.
4 tane kuzu incik
2 tane orta boy patates
1 tane orta boy havuç
1 tane kuru soğan
2-3 diş sarımsak
1 çay kaşığı tane karabiber
defne yaprağı
tuz
1 yumurta sarısı
1/2 limon suyu
Kemikli kuzu incikler yıkanarak düdüklü tencereye konur. Üzerini bir parmak geçecek kadar soğuk su konulur ve buhar çıktıktan sonra 20 dakika pişirilir.
Daha sonra içine iri doğranmış patates, havuç, 1 bütün kuru soğan, sarımsak, defne yaprağı, tane karabiber, tuz ilave edilir. Buhar çıktıktan sonra 10 dakika tekrar pişirilir. Kapağı açılıp soğan ve defne yaprağı çıkartılır.
Yumurta sarısı ve limon suyu çırpılarak yemeğin suyu ile iyice inceltilir. Yavaş yavaş yemeğe katılarak kısık ateşte bir taşım daha kaynatılır.
7 Ağustos 2010 Cumartesi
PANCAR TURŞUSU
Bloğumda pancar çorbası ve pancarlı ekmekten sonra sıra pancar turşusuna gelmişti. Ama bildiğimiz turşulardan değil bu. Olması için öyle günlerce beklemek gerekmiyor. Akşam yapıp ertesi gün yiyebilirsiniz. Ya da sabah yapıp akşam içebilirsiniz. Afiyet olsun, yarasın.
4-5 adet pancar
1 çay bardağı elma sirkesi
2 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı şeker
4 diş sarımsak
Pancarlar kabukları soyulmadan iyice yıkanır. Düdüklü tencereye bütün halde konur. Üzerine çıkacak kadar suyla doldurup 20 dakika pişirilir (Çatal batacak kadar) Soğuduktan sonra kabukları sıyrılır. (Pişmiş pancarın kabukarı çok kolay soyuluyor) İstenilen büyüklükte kesilerek cam bir kavanozun içine haşlama suyu ile birlikte konur. Sirke, tuz, şeker, ve ezilmiş sarımsak ilave edilip kavanozun ağzı kapatılır. Yarım gün sonra yemek için hazırdır.
4-5 adet pancar
1 çay bardağı elma sirkesi
2 tatlı kaşığı tuz
2 tatlı kaşığı şeker
4 diş sarımsak
Pancarlar kabukları soyulmadan iyice yıkanır. Düdüklü tencereye bütün halde konur. Üzerine çıkacak kadar suyla doldurup 20 dakika pişirilir (Çatal batacak kadar) Soğuduktan sonra kabukları sıyrılır. (Pişmiş pancarın kabukarı çok kolay soyuluyor) İstenilen büyüklükte kesilerek cam bir kavanozun içine haşlama suyu ile birlikte konur. Sirke, tuz, şeker, ve ezilmiş sarımsak ilave edilip kavanozun ağzı kapatılır. Yarım gün sonra yemek için hazırdır.
24 Temmuz 2010 Cumartesi
FOTOĞRAF ÇEKMENİN PÜF NOKTALARI
Fotoğraf makinaları o kadar ufaldı ki artık sürekli çantamızda taşıyabiliyoruz ve tabi ki cep telefonlarımızla her daim fotoğraf çekmemiz mümkün. Bundan 10-15 yıl öncesi ile kıyasladığımızda çektiğimiz-çektirdiğimiz fotoğraf sayısını kat ve kat arttı. İşte bu fotoğraflar içinde çerçeve içine koyup masamızın üzerinde sergileyebileceğimiz güzellikte fotoğraflar çekmeye ne dersiniz. Özellikle de çocuklarımızın.
Çeşitli başlıklar altında iyi fotoğraf çekmenin püf noktalarını paylaşmaya çalışacağım. Özellikle de çocuklarımızın.
1. FOTOĞRAFLARINI ÇEKERKEN ÇOCUKLARIMIZLA AYNI SEVİYEDE OLMALIYIZ
Aynı dertten ben de muzdaribim. Eşimin boyu 183 cm iken benim boyum 165 cm. Ve ne zaman eşim ayakta olduğum bir fotoğrafımı çekse eğilmek zahmetine girmiyor ve ben hep daha kısa boylu ve daha basık çıkıyorum.
İşte kızımın ve oğlumun farklı seviyelerden çekilmiş fotoğrafları:

Veeee, sonuç...
Çeşitli başlıklar altında iyi fotoğraf çekmenin püf noktalarını paylaşmaya çalışacağım. Özellikle de çocuklarımızın.
1. FOTOĞRAFLARINI ÇEKERKEN ÇOCUKLARIMIZLA AYNI SEVİYEDE OLMALIYIZ
Çocuklarımızın boyları küçükken bizden daha kısa olur. Eğer çocuğumuzun fotoğrafını biz ayaktayken çekiyorsak o fotoğraf güzel çıkmaz. Bakış açısı çok yukarıdan olduğu için çocuk basık görünür. Bacaklar belli belirsizdir. Mümkünse, kıyafetimiz müsaitse, eğilip ya da diz çöküp çocukla aynı seviyeye gelmemiz gerekiyor. Gözler aynı hizada olmalı.
Aslında bu kural sadece çocuklar için değil yetişkinler için de geçerli. Dikkat etmişsinizdir: Fotoğrafçılar podyumda yürüyen mankenlerin fotoğraflarını çok aşağıdan nerdeyse ayak seviyesinden çekerler. Böylece bacak boyu ve dolayısıyla mankenin boyu daha uzun görünür. Yine dikkat ettiyseniz cemiyet haberlerinde yer alan fotoğraflarda özellikle kadınlar kısa boylu görünürler çünkü fotoğrafları çekenlerin büyük çoğunluğu erkektir ve erkekler genellikle kadınlardan daha uzundur.
Aynı dertten ben de muzdaribim. Eşimin boyu 183 cm iken benim boyum 165 cm. Ve ne zaman eşim ayakta olduğum bir fotoğrafımı çekse eğilmek zahmetine girmiyor ve ben hep daha kısa boylu ve daha basık çıkıyorum.
İşte kızımın ve oğlumun farklı seviyelerden çekilmiş fotoğrafları:
Alttan üstten yandan kesik, kötü bir fotoğraf ama aradaki fark çok iyi anlaşılıyor. Burada oldukça aşağıdan çekilmiş.
Ayakta çekmişim. Neredeyse sadece şapkalar görünüyor.
Veeee, sonuç...
Denizin içinde eğilemedim ama makinayı aşağıda tuttum, e biraz yamuk tutmuşum... olsun...
23 Temmuz 2010 Cuma
CEVİZLİ KAKAOLU KURABİYE
1 su bardağı un
1 su bardağı kakao
1 tatlı kaşığı karbonat
1 çimdik tuz
115 gr sütlü çikolata
125 gr tereyağ
1 su bardağı toz şeker
2 yumurta
1 paket vanilya
1 su bardağı iri doğranmış ceviz
Un, kakao, karbonat ve tuz bir kapta harmanlanır. Çikolata tereyağı ile birlikte benmari usulü eritilir. Şeker, yumurta ve vanilya iyice çırpılır, erimiş çikolata da eklenip karıştırmaya devam edilir. Unlu karışım elenerek eklenir. Son olarak da cevizler hamura ilave edilir.
Hamurdan küçük dondurma kaşığı ile parçalar alınıp aralıklarla yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir. Önceden ısıtılmış 165 derecelik fırında 15 dakika pişirilir. Hemen fırından çıkarılarak tel ızgara üzerinde soğumaya bırakılır.
22 Temmuz 2010 Perşembe
ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR, DÜDÜKLÜ TENCEREDE
Eşimin bir lafı var : " Enginar sevmek için 20, caz sevmek için 30 yaşında olmak lazım." Bizim çocuklar da bayılmıyorlar enginara doğal olarak. Rüşvet olarak yanına makarna yaptım bugün. Bi enginar, bi makarna şeklinde zar zor yediler. Kızım mırın kırın ettiği için bezelye eklemedim garnitüre ama tarifte tabi ki var.
4-5 adet enginar
1/2 su bardağı zeytinyağı
2 tane orta boy soğan
2 tane orta boy patates
2 tane havuç
1 su bardağı bezelye içi
1 su bardağı su
1 tatlı kaşığı tuz (tepeleme)
2 tane kesme şeker
yarım limon suyu
dereotu (süslemek için isteğe bağlı)
Zeytinyağı düdüklü tencereye konarak kızdırılır ve yemeklik doğranmış soğan bir-iki dakika çevrilir. Tuz ve şeker konur. Küp olarak doğranmış havuç, patates ve bezelyeler ilave edilip 2-3 dakika da onlar çevrilir. Enginarlar garnitürün üzerine ters olarak yerleştirilir. Limon suyu ve tencerenin kenarından su ilave edilir. Su garnitürün üzerine çıkacak ama enginarları geçmeyecek. Tencerenin kapağı kapatılarak 1. kademede (sebze pişirme kademesi) buhar çıktıktan sonra 15 dakika pişirilir. Soğuk olarak servis yapılır.
15 Temmuz 2010 Perşembe
DOMATES ÇORBASI
Domates çorbası hemen yapılan, malzemeleri evde her zaman bulunan, çok da lezzetli, kurtarıcı bir çorba benim için. Domates mevsiminde mutlaka salçanın yanında domates de koyarım ama kış mevsiminde 2 yemek kaşığı salça yeterli oluyor.
2 çorba kaşığı un
2 çorba kaşığı yağ
1 çorba kaşığı domates salçası
4 tane orta boy domates
5 su bardağı et suyu
rendelenmiş kaşar peyniri
tuz, karabiber
nane
Tencerede yağ ve un biraz kavrulur. İçine domates salçası ve çekirdekleri çıkartılarak rendelenmiş domates konur. Et suyu ilave edilir. Tuz ve kaşık ucuyla biraz karabiber konur. Bir taşım kaynadıktan sonra üzeri rendelenmiş kaşar peyniri ve nane ile süslenerek servis yapılır.
28 Mayıs 2010 Cuma
SİMİT, TAM BUĞDAY UNU İLE YAPILMIŞ
Aynı tarifi önce annemle birlikte yaptık, çok ama çok güzel oldu. 1 hafta sonra misafirlerim için ben yalnız yaptım. Misafirler çok beğendi ama aynı şekilde kabarmadı. Nerde yanlış yaptım bilmiyorum. Azimliyim tekrar deneyeceğim. Fotoğraf annemin yaptıklarından.
1 su bardağı ılık süt
1 çay kaşığı kuru maya
2 yemek kaşığı pekmez
4 su bardağı tam buğday unu
1 yumurta
100 gr. oda sıcaklığında tereyağı
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tuz
1 su bardağı susam
üzeri için yarım çay bardağı pekmez
Maya, 2 yemek kaşığı pekmez ve 1 su bardağı tam buğday unu 1 su bardağı ılık süt içinde karıştırılır. Ilık bir yerde 1 saat mayalanmaya bırakılır.
Geniş bir kap içerisine 3 su bardağı tam buğday unu konur. Ortasına dinlenmiş mayalı karışım, yumurta, tereyağı, zeytinyağı ve tuz eklenerek yoğurulur. Orta yumuşaklıkta bir hamur elde edilir.
Hamurdan büyük yumurta büyüklüğünde parçalar koparılıp 20 cm boyuna gelene kadar elle yuvarlanarak uzatılır. İki uç birleştirilip bastırılır.
Yarım çay bardağı pekmez 2 yemek kaşığı su ile sulandırılıp geniş ve düz bir tabağa konur. Ayrıca susam da yine geniş ve düz bir tabağa dökülür.
Simitler tepsinin içinde yarım saat daha dinlenmeye bırakılır.
Önceden ısıtılmış 220 derecelik fırında 10 dakika pişirilir. Sonra fırın sıcaklığı 180 dereceye düşürülüp susamlar kızarana kadar 10-15 dakika daha pişirilir.
1 Mayıs 2010 Cumartesi
İNCİRLİ NESCAFELİ PASTA
Servis esnasında muhallebinin üzerine dilimlenmiş çilek koydum. İncir ve çilek birarada olur mu demeyin, çok güzel oldu.
6 adet kuru incir (küçük doğranarak 1 bardak ılık suda bekletiliyor)
1 su bardağı iri doğranmış ceviz
1 su bardağı toz şeker
3 yumurta
1 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
Şerbet için:
1 yemek kaşığı nescafe
1/2 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı soğuk su
Muhallebi için
2 yemek kaşığı nişasta
2 yemek kaşığı un
5 yemek kaşığı toz şeker
1 kg. süt
1 yemek kaşığı katı tereyağ
Yumurtalar ve şeker mikserle iyice çırpılır. İçine un ve kabartma tozu elenir. Ceviz ve incirler konarak karıştırılır. Yağlanmış borcam tepsisine konarak 150 derece fırında yaklaşık 40 dakika altı ve üstü iyice kızarana kadar pişirilir.
Kek ılınınca üzerine soğuk suda eritilmiş nescafe ve şekerli şerbet gezdirilir.
Muhallebi için nişasta, un ve şeker 1 litre suda koyulaşana kadar karıştırılarak pişirilir. 1 yemek kaşığı tereyağ ilave edilip bir taşım kaynayınca ocaktan alınır. Ilınınca mikserle 5 dakika karıştırılır. Kekin üzerine dökülür.
24 Nisan 2010 Cumartesi
LİMONATA, HEP BERABER LİMONATA YAPTIK
Eşimden tek limonla yapılan çok kolay bir limonata tarifi. Az şekerli sevenlere. Daha şekerli sevenler şeker miktarını arttırabilir. Çocuklarla beraber yaptık. Çok eğlendik.
Büyük bir limonu bir gece önceden derin dondurucuya koyduk.
Eşime göre bu şekilde limonun tadı suya daha iyi çıkıyormuş. Ama daha fazla uğraştırdığı kesin...
Büyük bir limonu bir gece önceden derin dondurucuya koyduk.
Ertesi gün bütün limonu rendeledik.
7-8 bardak suyu şekerin eriyebileceği kadar ısıtıp içine 5 yemek kaşığı şeker koyduk ve büyük bir kavanozun içinde karıştırdık.
Oda sıcaklığına gelene kadar ağzı açık, sonra da ağzı kapalı olarak buzdolabında 3 saat beklettik.
Eşime göre bu şekilde limonun tadı suya daha iyi çıkıyormuş. Ama daha fazla uğraştırdığı kesin...
16 Nisan 2010 Cuma
ÇOCUK ŞARKILARI SÖZLERİ
Bizim çocukluğumuzun şarkıları bunlar. Pekçoğunun sözlerini yarım yamalak hatırlıyorum. Benim çocuklara öğretmek için tek tek internetten girip buldum, tekrar ezberledim. Bloğumda hepsi bir arada bulunsun istedim.
BAK POSTACI GELİYOR
Bak postacı geliyor selam veriyor
Herkes ona bakıyor merak ediyor
Çok teşekkür ederiz postacı sana
Pek sevinçli haberler getirdin bana
Bugün yalnız bu kadar, darılmayınız
Yarın yine gelirim, hoşça kalınız
Haydi git güle güle, uğurlar olsun
Ellerin dert görmesin, kısmetle dolsun...
TELEFONUN DELİKLERİ İÇİNDE
Telefonun delikleri içinde
Ufak tefek parmakları yüzünden
Bir bilseniz başımıza ne geldi
Küçük kardeşimin yüzünden
Babam yokken telefon eder
Bütün şehri arar rahatsız eder
Sayıları bilmez küçük yumurcak
Bilmeyiz ne zaman akıllanacak(2)
Bir bir sıfırdan itfaiye geldi
Bir bir ikiden doktorlar geldi
Bir beş beşden polisler geldi
Kızdılar babamı alıp gittiler(2)
Telefonun delikleri içinde
Ufak tefek parmakları yüzünden
Ah bilseniz daha neler çektik
Küçük kardeşimin yüzünden
Hiç akıllanmadı rahat durmadı
Telefonu karıştırdı yine oynadı
Hepimiz üzüldük olan işlere
Anlatayım isterseniz bende sizlere(2)
Bir beş beşden polisler geldi
Bir bir ikiden doktorlar geldi
Bir bir sıfırdan itfaiye geldi
Su sıkıp evimizi çok ıslattılar(2)...
(Oğlum bu şarkıdaki telefonun deliklerinin ne olduğunu anlamadı doğal olarak. Anlattım. Hatta eski tarz bir telefonda delikleri gösterdim. Eskiden numaralar böyle çevriliyordu dedim. "e peki anne bu telefonda çevirdiğin numarayı nerde görüyorsun " dedi. Önce anlayamadım, anlayınca dumur oldum.)
KÜÇÜK AYŞE VE ASKER
Küçük ayşe küçük ayşe ne yapıyorsun bana söyle
Bebeğimi seviyorum ona ninni söylüyorum
Lay lay lay lay lay
Küçük asker küçük asker ne yapıyorsun bana söyle
Tüfeğime bakıyorum palaskamı takıyorum
Rap rap rap rap rap
Küçük ayşe küçük ayşe ne yapıyorsun bana söyle
Bebeğime bakıyorum ona mama veriyorum
Lay lay lay lay lay
Küçük asker küçük asker ne yapıyorsun bana söyle
Kasketimi giyiyorum ben kışlama gidiyorum
Rap rap rap rap rap
İKİ İNATÇI KEÇİ
Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Hep huysuzluk inatçılık bu keçilerin suçu
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Büyük keçi demiş :
-Yol ver önce ben geçeceğim
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Küçük keçi demiş:
-Verirsem öleceğim.
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Tam köprünün ortasında iki keçi toslaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
İnsanların inatçısı kimbilir ki ne olur?
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
BALTALAR ELİMİZDE
Baltalar elimizde
Uzun ip belimizde
Biz gideriz ormana hey ormanaaaaaaaaaaa
Yaşlı kütük seçeriz
Karşılıklı geçeriz
Testereyle biçeriz biz biçeriz
Ağacın yanında dur
Baltayı sağdan sola vur
Bide sol taraftan vur
Kuvvetle vur
Kışın odun yanınca
Alevler parlayınca
Şarkı söyler oynarız
Biz oynarız...
KESTANE GÜRGEN PALAMUT
Kestane, gürgen, palamut
Altı yaprak, üstü bulut.
Gel burda sen, derdi unut.
Orman ne iyi, ne iyi,
Aman ne iyi, ne iyi !
Dallar kol kola görünür,
Yaprak yaprağa sürünür,
Kışın karlara bürünür
Orman ne güzel, ne güzel
Aman ne güzel, ne güzel !
Ormanda kuşlar, böcekler,
Yavru ceylanlar emekler,
Açar yedi renk çiçekler,
Orman ne büyük, ne büyük,
Aman ne büyük, ne büyük !
Çamın, yaprağı dökülmez,
Gürgenin kolu bükülmez,
Ağaç dibinden sökülmez.
Orman ne canlı, ne canlı,
Aman ne canlı, ne canlı !
İzin vermeyiz kırmana,
Dayanamayız vurmana,
Baltayı sokma ormana,
Orman ne mutlu, ne mutlu,
Aman ne mutlu, ne mutlu !
Git, git sona varamazsın,
Kuşak olsan saramazsın,
Dalını koparamazsın,
Orman ne sonsuz, ne sonsuz,
Aman ne sonsuz, ne sonsuz ...
ANNEM BANA BİR BEBEK ALDI
Annem bana bir bebek aldı
Yanakları al aldı
Gözleri boncuk mavi
Saçları kumraldı
Ben bebeğimi çok severim
Şekerle beslerim
Yaramazlık yapınca
Kulağını çekerim
Bir gün çıktık attaya
Çikolata almaya
Yolumuzu kaybettik
Başladım ağlamaya
Ordan geçen bir polis amca
Yolumuzu gösterdi
Bundan sonra attaya
Gitmek yok dedi
KÜÇÜK KURBAĞA
Küçük kurbağa ,Küçük kurbağa
Kuyruğum nerede
Kuyruğum yok kuyruğum yok
Yüzerim derede
Kuvak vak vak vak
Kuvak vak vak vak
Kuyruğun nerede
Kuyruğum yok
Kuyruğum yok
Yüzerim derede
ÜŞÜDÜM
Üşüdüm üşüdüm a benim canım üşüdüm
Kürkünü giy kürkünü giy a benim canım kürkünü giy
Kürküm yok kürküm yok a benim canım kürküm yok
Alsana alsana a benim canım alsana
Param yok param yok a benim canım param yok
Çalsana çalsana a benim canım çalsana
Nereden nereden a benim canım nereden
Saraydan saraydan a benim canım saraydan
Asarlar keserler en güzelini seçerler
KUŞ SESLERİ
Kuş sesleri ovalara yayılır
İnsan buna hayran olur bayılır
Bal yapanlar çiçeklere konarlar
Kuzucuklar taze çimen ararlar
Yeşillenmiş ağaçlarda yapraklar
Amber gibi mis kokuyor topraklar
YAĞ YAĞ YAĞMUR
Yağ yağ yağmur,
Teknede hamur,
Bahçede çamur,
Ver Allah’ım ver,
Sicim gibi yağmur.
VÜCUDUMUZ
İki elim iki kolum bacaklarım var
Her insanda bir burun birde ağız var
Sen hiç gördünmü
Üç kulaklı bir adam
Olur mu hiç üç kulak dön de aynaya bak hey
İki kulak iki yanak bir de başım var
Sen hiç gördün mü üç dudaklı bir adam
Olur mu hiç üç dudak dön de aynaya bak hey
İki gözüm ,iki kaşım parmaklarım var
İnci gibi dişlerim bir de çenem var
Sen hiç gördün mü üç yanaklı bir adam
Olur mu hiç üç yanak dön de aynaya bak hey
PAZARA GİDELİM
Pazara gidelim
Bir tavuk alalım
Pazara gidip bir tavuk alıp
Ne yapalım (Gıt gıt gıdak diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim
Pazara gidelim
Bir kuzu alalım
Pazar gidip bir kuzu alıp
Ne yapalım (me me me diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim
Pazara gidelim
Bir kedi alalım
Pazara gidip bir kedi alıp
Ne yapalım (miyav miyav miyav diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yemiyelim
Pazara gidelim
Bir tavuk alalım
Pazara gidip bir tavuk alıp
Ne yapalım (Gıt gıt gıdak diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim
Pazara gidelim
Bir kuzu alalım
Pazar gidip bir kuzu alıp
Ne yapalım (me me me diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim
Pazara gidelim
Bir kedi alalım
Pazara gidip bir kedi alıp
Ne yapalım (miyav miyav miyav diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yemiyelim
BAK POSTACI GELİYOR
Bak postacı geliyor selam veriyor
Herkes ona bakıyor merak ediyor
Çok teşekkür ederiz postacı sana
Pek sevinçli haberler getirdin bana
Bugün yalnız bu kadar, darılmayınız
Yarın yine gelirim, hoşça kalınız
Haydi git güle güle, uğurlar olsun
Ellerin dert görmesin, kısmetle dolsun...
TELEFONUN DELİKLERİ İÇİNDE
Telefonun delikleri içinde
Ufak tefek parmakları yüzünden
Bir bilseniz başımıza ne geldi
Küçük kardeşimin yüzünden
Babam yokken telefon eder
Bütün şehri arar rahatsız eder
Sayıları bilmez küçük yumurcak
Bilmeyiz ne zaman akıllanacak(2)
Bir bir sıfırdan itfaiye geldi
Bir bir ikiden doktorlar geldi
Bir beş beşden polisler geldi
Kızdılar babamı alıp gittiler(2)
Telefonun delikleri içinde
Ufak tefek parmakları yüzünden
Ah bilseniz daha neler çektik
Küçük kardeşimin yüzünden
Hiç akıllanmadı rahat durmadı
Telefonu karıştırdı yine oynadı
Hepimiz üzüldük olan işlere
Anlatayım isterseniz bende sizlere(2)
Bir beş beşden polisler geldi
Bir bir ikiden doktorlar geldi
Bir bir sıfırdan itfaiye geldi
Su sıkıp evimizi çok ıslattılar(2)...
(Oğlum bu şarkıdaki telefonun deliklerinin ne olduğunu anlamadı doğal olarak. Anlattım. Hatta eski tarz bir telefonda delikleri gösterdim. Eskiden numaralar böyle çevriliyordu dedim. "e peki anne bu telefonda çevirdiğin numarayı nerde görüyorsun " dedi. Önce anlayamadım, anlayınca dumur oldum.)
KÜÇÜK AYŞE VE ASKER
Küçük ayşe küçük ayşe ne yapıyorsun bana söyle
Bebeğimi seviyorum ona ninni söylüyorum
Lay lay lay lay lay
Küçük asker küçük asker ne yapıyorsun bana söyle
Tüfeğime bakıyorum palaskamı takıyorum
Rap rap rap rap rap
Küçük ayşe küçük ayşe ne yapıyorsun bana söyle
Bebeğime bakıyorum ona mama veriyorum
Lay lay lay lay lay
Küçük asker küçük asker ne yapıyorsun bana söyle
Kasketimi giyiyorum ben kışlama gidiyorum
Rap rap rap rap rap
İKİ İNATÇI KEÇİ
Bir köprüde karşılaşmış iki inatçı keçi
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Hep huysuzluk inatçılık bu keçilerin suçu
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Büyük keçi demiş :
-Yol ver önce ben geçeceğim
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Küçük keçi demiş:
-Verirsem öleceğim.
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Tam köprünün ortasında iki keçi toslaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
İkisi de suya düşmüş bunu görenler şaşmış
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
Keçilerin inatçısı suya düşer boğulur
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
İnsanların inatçısı kimbilir ki ne olur?
Ha ha hay ha ha hay ha ha ha ha hay
BALTALAR ELİMİZDE
Baltalar elimizde
Uzun ip belimizde
Biz gideriz ormana hey ormanaaaaaaaaaaa
Yaşlı kütük seçeriz
Karşılıklı geçeriz
Testereyle biçeriz biz biçeriz
Ağacın yanında dur
Baltayı sağdan sola vur
Bide sol taraftan vur
Kuvvetle vur
Kışın odun yanınca
Alevler parlayınca
Şarkı söyler oynarız
Biz oynarız...
KESTANE GÜRGEN PALAMUT
Kestane, gürgen, palamut
Altı yaprak, üstü bulut.
Gel burda sen, derdi unut.
Orman ne iyi, ne iyi,
Aman ne iyi, ne iyi !
Dallar kol kola görünür,
Yaprak yaprağa sürünür,
Kışın karlara bürünür
Orman ne güzel, ne güzel
Aman ne güzel, ne güzel !
Ormanda kuşlar, böcekler,
Yavru ceylanlar emekler,
Açar yedi renk çiçekler,
Orman ne büyük, ne büyük,
Aman ne büyük, ne büyük !
Çamın, yaprağı dökülmez,
Gürgenin kolu bükülmez,
Ağaç dibinden sökülmez.
Orman ne canlı, ne canlı,
Aman ne canlı, ne canlı !
İzin vermeyiz kırmana,
Dayanamayız vurmana,
Baltayı sokma ormana,
Orman ne mutlu, ne mutlu,
Aman ne mutlu, ne mutlu !
Git, git sona varamazsın,
Kuşak olsan saramazsın,
Dalını koparamazsın,
Orman ne sonsuz, ne sonsuz,
Aman ne sonsuz, ne sonsuz ...
ANNEM BANA BİR BEBEK ALDI
Annem bana bir bebek aldı
Yanakları al aldı
Gözleri boncuk mavi
Saçları kumraldı
Ben bebeğimi çok severim
Şekerle beslerim
Yaramazlık yapınca
Kulağını çekerim
Bir gün çıktık attaya
Çikolata almaya
Yolumuzu kaybettik
Başladım ağlamaya
Ordan geçen bir polis amca
Yolumuzu gösterdi
Bundan sonra attaya
Gitmek yok dedi
KÜÇÜK KURBAĞA
Küçük kurbağa ,Küçük kurbağa
Kuyruğum nerede
Kuyruğum yok kuyruğum yok
Yüzerim derede
Kuvak vak vak vak
Kuvak vak vak vak
Kuyruğun nerede
Kuyruğum yok
Kuyruğum yok
Yüzerim derede
ÜŞÜDÜM
Üşüdüm üşüdüm a benim canım üşüdüm
Kürkünü giy kürkünü giy a benim canım kürkünü giy
Kürküm yok kürküm yok a benim canım kürküm yok
Alsana alsana a benim canım alsana
Param yok param yok a benim canım param yok
Çalsana çalsana a benim canım çalsana
Nereden nereden a benim canım nereden
Saraydan saraydan a benim canım saraydan
Asarlar keserler en güzelini seçerler
KUŞ SESLERİ
Kuş sesleri ovalara yayılır
İnsan buna hayran olur bayılır
Bal yapanlar çiçeklere konarlar
Kuzucuklar taze çimen ararlar
Yeşillenmiş ağaçlarda yapraklar
Amber gibi mis kokuyor topraklar
YAĞ YAĞ YAĞMUR
Yağ yağ yağmur,
Teknede hamur,
Bahçede çamur,
Ver Allah’ım ver,
Sicim gibi yağmur.
VÜCUDUMUZ
İki elim iki kolum bacaklarım var
Her insanda bir burun birde ağız var
Sen hiç gördünmü
Üç kulaklı bir adam
Olur mu hiç üç kulak dön de aynaya bak hey
İki kulak iki yanak bir de başım var
Sen hiç gördün mü üç dudaklı bir adam
Olur mu hiç üç dudak dön de aynaya bak hey
İki gözüm ,iki kaşım parmaklarım var
İnci gibi dişlerim bir de çenem var
Sen hiç gördün mü üç yanaklı bir adam
Olur mu hiç üç yanak dön de aynaya bak hey
PAZARA GİDELİM
Pazara gidelim
Bir tavuk alalım
Pazara gidip bir tavuk alıp
Ne yapalım (Gıt gıt gıdak diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim
Pazara gidelim
Bir kuzu alalım
Pazar gidip bir kuzu alıp
Ne yapalım (me me me diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim
Pazara gidelim
Bir kedi alalım
Pazara gidip bir kedi alıp
Ne yapalım (miyav miyav miyav diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yemiyelim
Pazara gidelim
Bir tavuk alalım
Pazara gidip bir tavuk alıp
Ne yapalım (Gıt gıt gıdak diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim
Pazara gidelim
Bir kuzu alalım
Pazar gidip bir kuzu alıp
Ne yapalım (me me me diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yiyelim
Pazara gidelim
Bir kedi alalım
Pazara gidip bir kedi alıp
Ne yapalım (miyav miyav miyav diyelim)
Happuru hupuru happuru huppuru yemiyelim
5 Nisan 2010 Pazartesi
ÇOCUKLARA UYDURMA HİKAYELER
İlk anlatmamın üzerinden 1 yıl geçti ama o hala dinlemeye bıkmadı...
Bir varmış bir yokmuş, oyuncak bir tahta tren varmış...Fabrikadan çıktıktan sonra onu bir oyuncakçı dükkanına vermişler. Orada bir rafa koymuşlar. Günlerce bir çocuğun satın alıp kendisiyle oynaması için beklemiş durmuş. Öylece rafta beklemek çok ama çok sıkıcı bir şeymiş. Çocuklar ona doğru yaklaştıkça kalbi güm güm atar, onu alacaklar diye çok heyecanlanırmış ama hep başka oyuncaklar alınırmış. Oyuncak tahta tren her seferinde hayal kırıklığına uğrarmış.
Günlerden bir gün Alican televizyonda tahta trenin reklamını görmüş. Tam da istediği şeymiş doğrusu. Akşam olup da babası işten eve gelir gelmez "baba baba televizyonda bir tahta tren reklamı gördüm. Lütfen bana alır mısınız? Nolur, nooolur, lütfen" demiş. Babası da Alican'ın ısrarlarına dayanamamış ve "Peki, haftasonu gelince oyuncakçıya gideriz, çok pahalı değilse alırız" demiş.
Alican çok sevinmiş. Bir an önce haftasonu olsun istiyormuş ama günler bir türlü geçmek bilmiyormuş. Sonunda haftasonu gelmiş. Alican, annesi ve babası hep birlikte oyuncakçıya gitmişler. Alican tahta treni hemen görmüş ve ona doğru koşmaya başlamış. Oyuncak tahta tren de bu sefer kendisinin alınacağından eminmiş. O da çok heyecanlanmış. Babası fiyatına bakmış ve "Tamam Alican, çok da pahalı değilmiş, alabiliriz" demiş
Alican hemen oyuncağı raftan almış, kasaya götürmüş. Babası parasını ödemiş. Bir an önce eve gidip yeni oyuncağı ile oynamak istiyormuş. Eve gelir gelmez paketini açmış, oynamaya başlamış.
Oyuncak tahta tren de çok heyecanlı ve sevinçliymiş. Nihayet hayelleri gerçekleşmiş. Bunun için beklemesi ve sabretmesi gerekmiş ama. İkisi de çok ama çok mutluymuşlar....
Burda da masal bitmiiiiiş....
2 Nisan 2010 Cuma
CEVİZLİ ELMALI KEK
Kayınvalidemden aldığım bir tarif. 200 ml lik çocukların içtiği şekerli kakaolu sütlerden kullanmak istedim. Asıl tarifte 1 su bardağı şeker ve 1 su bardağı normal süt kullanılmış. Ben kakaolu süt zaten şekerli olduğu için yarım su bardağı şeker kullandım.
İçinde tereyağ, ceviz, elma ve kuru üzüm olunca tadı da güzel oluyor tabi. Ancak pişerken tüm evi dolduran o kokusu yok mu.....olağanüstü...muhteşem.....insanı bu dünyadan alıp masal dünyasına götürüyor.....
125 gr. tereyağ
1/2 su bardağı şeker
2 yumurta
1 su bardağı şekerli kakaolu süt
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
50 gr. kuru üzüm (suda bekletilmiş)
100 gr. iri kıyılmış ceviz
1/2 paket vanilya
1 çay kaşığı tarçın
2 adet soyulmuş, dilimlenmiş elma
Yakmadan eritilmiş tereyağ ile şeker çatalla iyice karıştırılır. Yumurtalar teker teker eklenir. Kakaolu süt konur. Kabartma tozu ve un elenerek ilave edilir.
Vanilya, tarçın, önceden suda bekletilmiş kuru üzüm konur. Üzerine dilimlenmiş elmalar dizilir. Ceviz ve tarçın serpilir. En küçük kek kalıbına boşaltılır.
Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 1 saat pişirilir.
İçinde tereyağ, ceviz, elma ve kuru üzüm olunca tadı da güzel oluyor tabi. Ancak pişerken tüm evi dolduran o kokusu yok mu.....olağanüstü...muhteşem.....insanı bu dünyadan alıp masal dünyasına götürüyor.....
125 gr. tereyağ
1/2 su bardağı şeker
2 yumurta
1 su bardağı şekerli kakaolu süt
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
50 gr. kuru üzüm (suda bekletilmiş)
100 gr. iri kıyılmış ceviz
1/2 paket vanilya
1 çay kaşığı tarçın
2 adet soyulmuş, dilimlenmiş elma
Yakmadan eritilmiş tereyağ ile şeker çatalla iyice karıştırılır. Yumurtalar teker teker eklenir. Kakaolu süt konur. Kabartma tozu ve un elenerek ilave edilir.
Vanilya, tarçın, önceden suda bekletilmiş kuru üzüm konur. Üzerine dilimlenmiş elmalar dizilir. Ceviz ve tarçın serpilir. En küçük kek kalıbına boşaltılır.
Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 1 saat pişirilir.
30 Mart 2010 Salı
TERBİYELİ SULU KÖFTE
250 gr. dana kıyma
2 çorba kaşığı pirinç ya da bulgur
2 adet soğan
1 çorba kaşığı sıvı yağ
2 adet havuç
1 adet patates
1 dilim kereviz
1 yumurta
yarım limon suyu
Kıyma, 1 adet rendelenmiş soğan, doğranmış maydonoz yaprakları, 1 yumurta akı, tuz, karabiber yoğrulur. Piriç ya da bulgur ilave edilip biraz daha yoğrulur. Fındık büyüklüğünde parçalar ıslak avuç arasında yuvarlanır.
Doğranmış 1 soğan, ince kıyılmış maydonoz sapları, 1 çorba kaşığı sıvı yağ ile hafifçe kavrulur. 6 su bardağı su konur. Kaynayınca küçük doğranmış sebzeler ve köfte ilave edilip sebzeler pişinceye kadar yavaş yavaş kaynatılır.
Ateş kapatıldıktan sonra çatala çırpılmış 1 yumurta sarısı ve yarım limon suyu 2 kaşık su ile sulandırılarak ilave edilir. 1-2 kere karıştırılır.
27 Mart 2010 Cumartesi
KABAK ÇORBASI
Kabaktan yapılmış bir çorba bu kadar mı lezzetli olur... İşte tarifi....
1 litre kemik suyu
4 çorba kaşığı çiçek yağı
4 kabak
1 orta boy soğan
1 orta boy patates
5-6 dal maydonoz
tuz, karabiber
1 küçük boy soğan
4 çorba kaşığı zeytinyağı
Soğan, patates ve kabak küçük küçük doğranarak 4 çorba kaşığı sıvı yağda kavrulur. 1 litre kemik suyunda sebzeler yumuşayana kadar 15-20 dakika kadar, kısık ateşte, tencerenin kapağı kapalı olarak pişirilir. Maydonoz, tuz ve karabiber eklenerek blenderle püre yapılır. Bir taşım daha kaynadıktan sonra çorbamız hazır.
4 çorba kaşığı zeytinyağı ile 1 küçük soğan rondoda krema haline getirilip servis esnasında çorba kaselerine 1 tatlı kaşığı konulur.
23 Mart 2010 Salı
PEKMEZLİ KURABİYE
Yarın oğlumun yuvasında abur cubur günü var. Akşam üzeri yuvaya götürmesi için pişirdim. Oldukça hafif, çabuk hazırlanan bir kurabiye. Çayın yanında çok iyi gidiyor.
3.5 su bardağı tam buğday unu
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı zeytinyağı
2 yumurta
1.5 çay bardağı pekmez
1.5 çay bardağı tahin
1 çay kaşığı karbonat
1 çay bardağı iri kıyılmış ceviz
biraz vanilya, biraz tuz
Bütün malzeme geniş bir kap içerisinde yoğurulur. Kabın kenarlarından ayrılan bir hamur elde edilir. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak elde yuvarlanır. Yağlı kağıt konulmuş tepsiye aralıklı dizilir.
Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 20 dakika pişirilir. Hemen fırından çıkarılıp tel ızgara üzerinde soğumaya bırakılır.
17 Mart 2010 Çarşamba
KÖFTELİ ERZİNCAN ÇORBASI
8 su bardağı kemik suyu
200 gram dana kıyma
2 adet soğan
7-8 dal maydonoz yaprağı
2 çorba kaşığı sıvı yağ
1 çorba kaşığı salça
1 su bardağı erişte
2 su bardağı yoğurt
2 diş sarımsak
1 çay kaşığı kuru nane
tuz, karabiber
Kıymanın içine tuz, karabiber, rendelenmiş 1 soğan, kıyılmış maydonoz yaprağı konup yoğrulur. Fındık büyüklüğünde yuvarlanır.
Doğranmış 1 soğan ve maydonoz sapları çorba tenceresinde 2 kaşık sıvı yağ ile hafifçe kavulur . Salça konulduktan sonra tekrar karıştırılır. Kemik suyu ve tuz konup kaynatılır. Kaynadıktan sonra erişte ve köfteler konarak yavaş yavaş pişirilir.
2 diş sarımsak dövülerek yoğurtla karıştırılır ve yarım bardak su ile sulandırılır. Çorbaya ilave edilip karıştırılır. 5 dakika daha kaynatılır. Üzerine kuru nane serpilir.
200 gram dana kıyma
2 adet soğan
7-8 dal maydonoz yaprağı
2 çorba kaşığı sıvı yağ
1 çorba kaşığı salça
1 su bardağı erişte
2 su bardağı yoğurt
2 diş sarımsak
1 çay kaşığı kuru nane
tuz, karabiber
Kıymanın içine tuz, karabiber, rendelenmiş 1 soğan, kıyılmış maydonoz yaprağı konup yoğrulur. Fındık büyüklüğünde yuvarlanır.
Doğranmış 1 soğan ve maydonoz sapları çorba tenceresinde 2 kaşık sıvı yağ ile hafifçe kavulur . Salça konulduktan sonra tekrar karıştırılır. Kemik suyu ve tuz konup kaynatılır. Kaynadıktan sonra erişte ve köfteler konarak yavaş yavaş pişirilir.
2 diş sarımsak dövülerek yoğurtla karıştırılır ve yarım bardak su ile sulandırılır. Çorbaya ilave edilip karıştırılır. 5 dakika daha kaynatılır. Üzerine kuru nane serpilir.
15 Mart 2010 Pazartesi
BAKLA ZEHİRLENMESİ, FAVIZM, G6PD EKSİKLİĞİ
Oğlumuz doğduktan sonra sarılığı tehlike sınırlarına yaklaştı. (bilirubin in kan düzeyinin 20 mg/l üzerine çıkması) Çocuk doktorumuz 1 aylıkken bile hala ten renginin sarı olduğunu farketti ve bizden bir kan tahlili istedi. Sonucunda G6PD enziminin hiç olmadığı anlaşıldı. Doktorumuz bizi bu konuda uzman başka bir doktora yönlendirdi.
Akdeniz ülkelerinde ve zencilerde sık rastlanan kalıtımsal bir hastalıkmış. x kromozomunda bulunurmuş. Kadınlarda iki tane x kromozomu olduğu için hastalık olmazmış. Sağlam olan x kromozomu durumu telafi edermiş. Amma erkeklerde sadece bir tane x kromozomu olduğundan hastalık görülüyor. Yani kadınlar sadece taşıyıcı ve erkeklerde görülen bir hastalık. Bakla gibi kanı oksitleyici bir madde alındıktan 48-96 saat sonra kanda alyuvar yıkımı yaşanıyormuş.
Şu ana kadar çaresi bulunmuş bir hastalık değil. Yapılması gereken en başta bakla olmak üzere birtakım maddeleri almaktan kaçınmak. Aşırı dozda aspirin, sulfonamid grubu antibiyotikler, sıtma ilaçları (kinin). Bu maddelerle ilgili doktor elimize bir liste verdi. Neyse ki çok kullanılan ilaçlar değil.
Bana da tahlil yapıldı ve bende de g6pd az çıktı, ama hiç yok değil. Bana annemden mi yoksa babamdan mı geçtiğini bilmiyorum. Onlara tahlil yaptırmadık. Ailede şimdiye kadar baklayla ilgili sorun yaşandığını duymadım.
Oğlumuzun bakla yememesi için ne gerekirse yapıyoruz. Gittiği yuvanın yemek listesini dikkatlice inceliyorum. Bütün akraba ve tanıdıkları durumdan haberdar ettik. Bizden habersiz bakla, fava ya da ilaç vermemelerini söyledik. Bu yıl bakla çıkar çıkmaz oğluma da baklayı gösterip yememesi gerektiğini anlattım.
Oksitlenme olduğunda en gözle görülen belirti idrarın kırmızı olması. Yapılması gereken ise hemen kanın değiştirilmesi.
Tahmin ettiğimden çok daha sık rastlanan bir hastalıkmış ve pek çok insan bunu bilmeden yaşıyor. Belki pek çok çocukta var ama aileleri bilmiyor.
Hastanelerde yüksek sarılık yaşayan bebekler için bu kan tahlilinin rutin olması gerekiyor bence...
Akdeniz ülkelerinde ve zencilerde sık rastlanan kalıtımsal bir hastalıkmış. x kromozomunda bulunurmuş. Kadınlarda iki tane x kromozomu olduğu için hastalık olmazmış. Sağlam olan x kromozomu durumu telafi edermiş. Amma erkeklerde sadece bir tane x kromozomu olduğundan hastalık görülüyor. Yani kadınlar sadece taşıyıcı ve erkeklerde görülen bir hastalık. Bakla gibi kanı oksitleyici bir madde alındıktan 48-96 saat sonra kanda alyuvar yıkımı yaşanıyormuş.
Şu ana kadar çaresi bulunmuş bir hastalık değil. Yapılması gereken en başta bakla olmak üzere birtakım maddeleri almaktan kaçınmak. Aşırı dozda aspirin, sulfonamid grubu antibiyotikler, sıtma ilaçları (kinin). Bu maddelerle ilgili doktor elimize bir liste verdi. Neyse ki çok kullanılan ilaçlar değil.
Bana da tahlil yapıldı ve bende de g6pd az çıktı, ama hiç yok değil. Bana annemden mi yoksa babamdan mı geçtiğini bilmiyorum. Onlara tahlil yaptırmadık. Ailede şimdiye kadar baklayla ilgili sorun yaşandığını duymadım.
Oğlumuzun bakla yememesi için ne gerekirse yapıyoruz. Gittiği yuvanın yemek listesini dikkatlice inceliyorum. Bütün akraba ve tanıdıkları durumdan haberdar ettik. Bizden habersiz bakla, fava ya da ilaç vermemelerini söyledik. Bu yıl bakla çıkar çıkmaz oğluma da baklayı gösterip yememesi gerektiğini anlattım.
Oksitlenme olduğunda en gözle görülen belirti idrarın kırmızı olması. Yapılması gereken ise hemen kanın değiştirilmesi.
Tahmin ettiğimden çok daha sık rastlanan bir hastalıkmış ve pek çok insan bunu bilmeden yaşıyor. Belki pek çok çocukta var ama aileleri bilmiyor.
Hastanelerde yüksek sarılık yaşayan bebekler için bu kan tahlilinin rutin olması gerekiyor bence...
LİMONLU CHEESECAKE
Fotoğraftaki cheesecake ablam tarafından yapıldı. Limon tadını sevmediğinden limon yerine portakal kullanmış. Sonra ben tarife sadık kalarak limonlu yaptım ama portakallı daha güzeldi bence.
Ablamın ellerine sağlık...
tabanı için :
1.5 paket eti burçak bisküvi
100 gr tereyağı
1 çay kaşığı tarçın
peynir dolgusu için :
500 gr süzme yoğurt
200 gr pınar krem peynir
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı limon suyu
2 yemek kaşığı krema
1 yemek kaşığı rendelenmiş limon kabuğu
sosu için :
1 çay bardağı toz şeker
1 yumurta
1 yumurta sarısı
1 yemek kaşığı rendelenmiş limon kabuğu
1 çay bardağı limon suyu
Bisküviler rondoda un haline getirilir. Tarçın eklenir. Tereyağ eritilerek üzerine dökülüp iyice karıştırılır. Kelepçeli kalıbın içine yağlı kağıt konur. Malzeme üzerine sıkıca bastırılarak yayılır. Buzdolabında 30 dk. bekletilir.
Oda sıcaklığındaki süzme yoğurt, krem peynir, şeker, un, krema, limon kabuğu rendesi ve limon suyu mikserle orta devirde 3 dk. çırpılır. Yumurtalar teker teker ilave edilip orta devirde tekrar karıştırılır. Buzdolabından çıkarılmış bisküvi-tereyağ karışımının üzerine dökülür. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40 dk. pişirilir. Fırından çıkartmadan, fırın kapağı aralık bırakılarak 1 saat soğuması beklenir. Oda sıcaklığında iyice soğuduktan sonra üzeri örtülerek buzdolabında 1 gece dinlendirilir.
Ertesi gün sos malzemesinin tamamı cam bir kaseye konularak içinde su olan bir kabın içinde ateşe oturtulur. Kıvamlı bir sos olana kadar 10-15 dk. sürekli karıştırılır. Kase sudan çıkartılıp soğutulur ve cheesecake in üzerine dökülür. 2 saat daha buzdolabında bekletilip nane ve meyvelerle süslenerek servis yapılır.
5 Mart 2010 Cuma
KEMİK SUYU FAYDALI MI
Aşağıdaki yazıyı taa 2010 yılında yazmıştım. Kemik suyunun faydasıyla ilgili internette pek birşey bulamamıştım. Bulabildiklerimde de doktorlar olumsuz konuşuyordu.
Benim gibi kemik suyunun faydasını merak edenler o kadar çokmuş ki bloğumda en çok okunan kayıt bu oldu. 2010 yılından beri yüzbin küsür kere ziyaret edilmiş.
Yıl oldu 2016. Dünyada herşey hızla değişirken eminim kemik suyunun faydaları ile ilgili uzman görüşleri de değişmiştir. Benim kemik suyuna inancım tam olduğundan ve evde hep yaptığımdan açıkçası dönüp tekrar araştırma ihtiyacı duymadım. Ve internette konuyla ilgili arama yapıldığında ilk sıralarda gelen yazım güncelliğini oldukça yitirmiş oldu.
Ancak insanlar yorum kısmında tecrübelerini ve fikirlerini paylaştıkları için güncel olmamasına rağmen yazıyı silemedim.
Bir iki gün önce adını vermeyen bir arkadaş yazıyı silmem gerektiği konusunda beni uyarınca bu notu yazmaya karar verdim.
Yani direk yorumları okumaya geçebilirsiniz.
Aynı zamanda sizin ulaştığınız güncel bir bilgi varsa yorum kısmında paylaşırsanız diğer arama yapanlara yardımcı olmuş olursunuz.
Sevgiler...
Kemik suyunun kalsiyum açısından zengin olduğunu, özellikle de çocuklara ve kemiği kırılanlara bol bol verildiğini duymuştum. Elimdeki yemek kitaplarından ve internetten nasıl yapıldığını öğrendim ve mutfağımızın vazgeçilmezi oldu. Birkaç gün önce bloğumda da tarifini verdim. Sonra merak ettim; gerçekten faydası var mı, İçindeki kalsiyum oranı nedir? Çocuklara ne sıklıkta verilmeli?
Geçtim internetin başına ve şok oldum! Küçük çocukları olan anneler forumlarda çocuk doktorlarına sormuşlar verelim mi bebeklerimize diye. Doktorların genel yanıtı ise şöyle : "Vermekte hiçbir zarar yok ama faydası da yok. Sadece yemeklere lezzet verir. Çocuğunuzun kalsiyum almasını istiyorsanız etin kendisini yedirin. Kaynatmakla kemiğin içindeki kalsiyum suya geçmez." Sadece bir tanesi "Kaynatırken içine limon sıkarsanız faydalı, yoksa hiçbir değeri yok." demiş.
Gelelim kemik iliğine... yağ ve protein açısından çok zengin. Aynı zamanda yüksek kolesterol içeriyor. Bu yüzden yemeyin, çocuklarınıza da yedirmeyin diyor yine doktorlar.
Doktorlara güvenmeli mi peki. Eskiden ıspanakta demir var derlerdi...Domates yiyin kanserden korur derlerdi... Yaşlılar sakın yumurta yemesin derlerdi... Şimdi hepsini yalanlıyorlar. İngilizce adıyla (stock) aradım belki yabancı sitelerde ilgili bişeyler bulurum diye ama sabrımın yettiği kadar baktığımda tamamen stock yapımına yoğunlaştıkları anladım.
Tabi ben kemik suyunun faydalarını araken başka şeyler öğrendim: Profesyonel mutfak dilinde de kemik suyuna stok diyorlar. Fransızların çorba,sos ve sulu yemek yapımında temel maddesiymiş stoklar. Tavuk, balık ya da sığır kemiğinden yapılıyor. Arman Kırım stok yapmanın inceliklerini detaylı olarak anlatmış. Ben de blogdaki tarifimi hemen güncelledim.
Peki bu yapımı zahmetli ama faydasız malzemeyi bu bilgiler ışığında yapmaya devam edecek miyim? Kemik suyunu geç buldum, çabuk kaybetmeye hiç niyetim yok. Hiç bir işe yaramasa da yemeklere, çorbalara, pilavlara verdiği lezzetten vazgeçecek değilim. Hazır bulyon yada lezzet arttırıcılardan kullanmayı da düşünmediğime göre...Hem belki doktorlar yanlış biliyorlardır. Belki vardır bir faydası. Belli mi olur...
3 Mart 2010 Çarşamba
ALMAN PASTASI
Hamur için:
500 gr. un
2 adet yumurta
1 paket yaş maya
1 çorba kaşığı şeker
yarım paket mahlep
1 su bardağı ılık süt
3 çorba kaşığı eritilmiş margarin
3 çorba kaşığı pudra şekeri
kreması için:
1/2 kg süt
1 çorba kaşığı un
1 çorba kaşığı nişasta
3 kahve fincanı şeker
1 paket vanilya
1 yumurta
Maya ve 1 çorba kaşığı şeker 1 su bardağı ılık sütün içinde eritilir. 15 dakika kadar kabarana kadar beklenir. Tüm malzeme konarak biraz katı bir hamur elde edilir. 2 saat dinlendirilir. Hamurdan mandalina büyüklüğünde toplar yapılarak bastırmadan tepsiye dizilir. Tekrar 15 dakika dinlenmeye bırakılır. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20 dakika pişirilir. Soğumaya bırakılır.
Diğer tarafta nişasta ve un biraz sütle ezilir. Çırpılmış yumurtanın içine diğer malzemelerle birlikte konur. Orta ateşte 1 taşım kaynayana kadar pişirilir.
Soğuyan kekler ortalarından ikiye kesilir. Ortasına krema konulur. En üste pudra şekeri serpilir.
23 Şubat 2010 Salı
YEŞİL MERCİMEKLİ ERİŞTE ÇORBASI
1 su bardağı yeşil mercimek
1 su bardağı erişte
1 kuru soğan
1 kaşık salça
2 litre kemik suyu
50 gr tereyağı ya da sıvı yağ
1 tatlı kaşığı nane
1 tatlı kaşığı pul biber
maydonoz
tuz
Yeşil mercimek üzerini bir parmak geçecek kadar suyla diri kalacak şekilde haşlanır. Küçük doğranan kuru soğan yağın yarısı ile kavrulur. Salça eklenip biraz daha kavrulur. Mercimek ve erişte ilave edilir. Tuz konur. Kemik suyunda erişte yumuşayana kadar pişirilir. Üzerine eritilip kızdırılmış tereyağlı nane ve pul biber gezdirilir. Kıyılmış maydonoz serpilir.
KEMİK SUYU YAPIMI
dana kemiği
5 litre su
1 baş soğan
1 havuç
1 kereviz (sapı da olur)
1 defne yaprağı
1 tatlı kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı tane karabiber
Kasabımızdan kemik suyu yapmak için uygun dana kemiği alınır. Büyük bir tencerede yaklaşık 5 lt soğuk suyla ocağa konur. Bir miktar sirke ya da limon suyu eklenir. Kaynamaya başlayıp da üzerinde köpükler oluştukça delikli kepçe yardımıyla alınır. Köpüklenme bittikten sonra ateş iyice kısılır ve 2 saat boyunca kısık ateşte tıngırdatılarak pişirilir. Sonra içine dörde bölünmüş soğan, birkaç parçaya ayrılmış havuç, kereviz konur. Karabiber, kekik ve defne yaprağı bir tülbente konarak bohça yapılır ve hepsi birlikte 2 saat daha kısık ateşte tıngırdatılır.Tel süzgecin içine tülbent konarak süzülür. Bir süre buzdolabında bekletilir. Üzerinde biriken yağ atılarak saklama kaplarına ya da buz kalıbına dökülür ve derin dondurucuda saklanır.
Kemiğin içinden çıkan ilik de atılmaz, özellikle de çocuklarımıza yedirilir.
YULAFLI BULAMAÇ KAHVALTI
Oğlum 4 yıl boyunca kahvaltıda bu karışımı yedi. Artık görmek bile istemiyor. Kızım 3 yaşında, hala severek yiyiyor. Bazen ben de yiyiyorum. Eşim bayılıyor.
Ruşeymi Sökenin ekmek unundan biliyordum da ayrı olarak satılması çok yeni sanırım. Ben Real'de buldum.
Ara sıra çeşitlendirmek için küçük kesilmiş kuru kayısı, kuru üzüm, kuru yaban mersini de koyuyorum.
Çocukları için arkadaşlarıma da önerdim bu karışımı ama her çocuk sevmiyor. Bazı anneler de çocuklarına bulamaç yedirmeye karşılar. Herşeyi ayrı ayrı yerlerse ağız tadlarının daha iyi gelişeceğini düşünüyorlar....
Karışım şöyle:
yarım kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir (tuzu alınmış)
1 tatlı kaşığı tereyağ (oda sıcaklığında)
1 tatlı kaşığı öğütülmüş ceviz
1 tatlı kaşığı bal
2 avuç yulaf ezmesi
1 yemek kaşığı ruşeym
1/2 su bardağı ılık günlük süt
Beyaz peynir çatalla ezilir. Diğer malzemelerle karıştırılır. Üzerine ılık süt dökülür. 2-3 dakika sonra yenir.
Ruşeymi Sökenin ekmek unundan biliyordum da ayrı olarak satılması çok yeni sanırım. Ben Real'de buldum.
Ara sıra çeşitlendirmek için küçük kesilmiş kuru kayısı, kuru üzüm, kuru yaban mersini de koyuyorum.
Çocukları için arkadaşlarıma da önerdim bu karışımı ama her çocuk sevmiyor. Bazı anneler de çocuklarına bulamaç yedirmeye karşılar. Herşeyi ayrı ayrı yerlerse ağız tadlarının daha iyi gelişeceğini düşünüyorlar....
Karışım şöyle:
yarım kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir (tuzu alınmış)
1 tatlı kaşığı tereyağ (oda sıcaklığında)
1 tatlı kaşığı öğütülmüş ceviz
1 tatlı kaşığı bal
2 avuç yulaf ezmesi
1 yemek kaşığı ruşeym
1/2 su bardağı ılık günlük süt
Beyaz peynir çatalla ezilir. Diğer malzemelerle karıştırılır. Üzerine ılık süt dökülür. 2-3 dakika sonra yenir.
KREP BÖREĞİ YA DA AKITMA BÖREĞİ
Krep böreğininin kıyma ve pırasa iç malzemelisini ablam arkadaşında yemiş. Ertesi gün bize geldiğinde peynirlisini denedik. Fırından çıkar çıkmaz kestiğim için görüntüsü pek güzel olmadı ama tadı çok iyiydi. Ablamın ellerine sağlık.
1 su bardağı süt
1 yumurta
1 su bardağı sıvı yağ
2,5 su bardağı un
1 su bardağı ılık su
1 çay kaşığı tuz
Beşamel sos için:
2 çorba kaşığı sıvı yağ
2 çorba kaşığı un
2 su bardağı ılık süt
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
İç malzeme:
Arzuya göre peynir, kıyma, ıspanak, pırasa, kıyma pırasa karışık.
Krep için bütün malzemeler karıştırılıp 5 adet krep yapılır. Kreplerin içine istenen malzeme konulur ve yuvarlanır. Yuvarlanmış krepler borcama dizilir. Beşamel sos hazırlanır. Rendelenmiş kaşar peynirinin yarısı içine konur. Kreplerin üzerine dökülür. Kalan kaşar peyniri en üste serpilir. Üzeri kızarana kadar 180 derece ısıtılmış fırında pişirilir. Ilık olduktan sonra kesilip servis yapılır.
KIRMIZI PANCAR ÇORBASI
Pancarı kabukları ile birlikte kaynatıp da pişirebiliriz. Soğuduktan sonra kabuklar çok kolay soyuluyor. Önceden çok iyi yıkamak gerekiyor ama. Böylece kabuklardaki vitamin de suya geçmiş oluyor.
2 adet kırmızı pancar
1 adet orta boy patates
2 yemek kaşığı sıvı yağ
2 yemek kaşığı un
2 su bardağı süt
tuz, su
Pancarlar ve patates soyulup küp küp doğranarak yumuşayıncaya kadar kaynatılır. Blenderda püre haline getirilir. Diğer tarafta un yağ ile yumurta çırpıcısı yardımıyla kavrulur ve sürekli karıştırılarak süt ilave edilir. Kaynamaya başlar başlamaz püre ile karıştırılır. Tuz ilave edilerek servis yapılır.
22 Şubat 2010 Pazartesi
PANCARLI EKMEK
Pancarlı ekmeği ilk kez denedim. Bütün malzemeleri yoğurduğumda öyle yapışkan bir hamur oldu ki hayal kırıklığına uğradım. Ama 45 dk. lık fermantasyondan sonra hamur sünger gibi oldu. Bence sonuç başarılı...
Ekmek yaparken farklı unları karıştırırım. Bu ekmekte 3 su bardağı beyaz un ile 2 su bardağı Doğalsan'ın yulaf unu karışımını kullandım.
5 su bardağı un
Ekmek yaparken farklı unları karıştırırım. Bu ekmekte 3 su bardağı beyaz un ile 2 su bardağı Doğalsan'ın yulaf unu karışımını kullandım.
5 su bardağı un
2 kırmızı pancar
1 paket kuru maya
1/2 bardak yoğurt
1 tatlı kaşığı tuz
21 Şubat 2010 Pazar
KOLAY CEZERYE
2 adet orta boy havuç
1 su bardağı su
1 su bardağı toz şeker
1 paket petibör bisküvi
1 paket vanilya
2 çorba kaşığı margarin
1 çay bardağı kırılmış ceviz
hindistan cevizi
Havuçlar rendelenip toz şeker ve su ile birlikte havuçlar macun kıvamına gelene kadar kaynatılır. Üzerine ufalanmış bisküvi, vanilya, ceviz ve margarin konup tahta kaşıkla ağır ağır karıştırılır. Koyu bir kıvam elde edilir. Soğuduktan sonra ceviz büyüklüğünde elde yuvarlanır. Hindistan cevizine bulanarak serviz yapılır.
18 Şubat 2010 Perşembe
YULAFLI KURABİYE
Yulaflı kurabiyeyi bugün ilk kez denedim. Çok ama çok lezzetli. Hindistan cevizini pek sevmememe rağmen yulaf ve tereyağ ile çok yakışmış. Yapımı kolay ve kısa sürede hazırlanabiliyor. Bu yüzden çocuklarla birlikte yapmak için de uygun. Üstelik bol yulaf olduğu için oldukça sağlıklı. Bundan sonra sık sık yapmayı düşünüyorum...
3/4 paket tereyağı (oda sıcaklığında)
1 çay bardağı toz şeker
1 yumurta
4 çorba kaşığı un
300 gr yulaf gevreği
1 su bardağı hindistan cevizi
1 paket kabartma tozu
16 Şubat 2010 Salı
BULGURLU BÖRÜLCE ÇORBASI
Daha önce fotoğraf koymamıştım. Şimdi ekliyorum.
Bu çorbaya limon da çok yakışıyor.
1 çay bardağı kuru börülce
1 çay bardağı pilavlık bulgur
1 soğan
1 yemek kaşığı domates salçası
tuz
et suyu
Börülce 1 gece önceden suda bekletilir. Yumuşayana kadar haşlanır. Soğan küçük küçük doğranarak sıvı yağda biraz çevrilir. Salça ilave edilir. Bulgur, börülce ve tuz et suyunda kaynatılır. Dilenirse pul biber ilave edilir.
12 Şubat 2010 Cuma
ZEYTİNYAĞLI KURU PATLICAN DOLMASI
25 adet kuru patlıcan
20 çorba kaşığı pirinç
2 baş soğan
1 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
2-3 diş sarımsak
zeytinyağı
nane, maydonoz, fesleğen
tuz, karabiber, tarçın kimyon
3-4 yemek kaşığı nar ekşisi (veya limon suyu)
su
Kuru patlıcanlar 2-3 defa suyu değiştirilerek 15-20 dakika kaynayan suda haşlanır. Soğan ve sarımsak ince ince kıyılır. Zeytinyağında çevrilir. Salçalar da ilave edilip karıştırılır. Pirinç ve tuz konularak 1 bardak sıcak su ile suyunu çekene kadar pişirilir. Baharatlar ve iki çorba kaşığı zeytinyağı da eklenip karıştırılır. Hazırlanan iç patlıcanlar bir parmak boş kalkacak şekilde sıkıştırılmadan doldurulur. Yayvan bir tencereye patlıcanlar sırt sırta yan olarak dizilir. Patlıcanların yarısına gelecek kadar sıcak su eklenip üzerine biraz tuz serpilir. Kısık ateşte 30-40 dakika pişirilir. Sulandırılmış nar ekşisi ya da limon suyu ilave edilip 10 dakika daha pişirilir. Soğuk servis yapılır.
EKŞİLİ KAPUSKA
1adet küçük boy lahana
2 baş soğan
1 yemek kaşığı domates salçası
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı pul biber
su
tuz
Lahana dört parçaya ayrılarak turşu kabı içinde 1 hafta tuzlu suda bekletilir. 1 hafta sonra tuzlu sudan çıkartılarak ince ince kıyılır. 2 baş soğan küçük küçük kesilerek 2 çorba kaşığı yağda kavrulur. Salça ve pul biber eklenir. Kıyılmış lahana ilave edilir. İyice yumuşayana kadar kavrulur. Soğuyunca servis yapılır.
10 Şubat 2010 Çarşamba
PATATESLİ TUZLU AY ÇÖREĞİ
3 su bardağı un
3 adet orta boy patates (haşlanıp püre yapılacak)
1/2 su bardağı sıvı yağ
2 yumurta (1 yumurta hamura, bir sarı üzerine, akı peynire)
1 kahve fincanı süt
2 tatlı kaşığı kuru maya
1 tatlı kaşığı şeker
2 çay kaşığı tuz
yarım küçük kalıp beyaz peynir
yarım demet maydonoz
Tencerede süt hafif ısıtılır. İçinde maya ve şeker eritilir. 1 yumurta, sıvı yağ, patates püresi, tuz konur. Hepsi karıştırıldıktan sonra un elenir. Yumuşak bir hamur yapılır. Ilık bir yerde üzeri örtülü olarak, hamur iki misli büyüyünceye kadar mayalandırılır.
Tekrar yoğurulup yumurta büyüklüğünde paarçalara ayrılır. Merdane ile 10 cm çapında açılıp kenerına peynir, maydonoz, yumurta akı karışımı konur. Sarılarak ay biçiminde kıvrılır.
Yağlanmış tepsiye dizilip yarım çorba kaşığı sıvı yağ karıştırılmış yumurta sarısı sürülür. Orta hararetli fırında pişirilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)





















